Barışın simgesi, savaşın tanığı: Savaşların kıskacında Suriye ve Afrin’de zeytincilik – Kıvanç Eliaçık

Zeytinciliğin beşiği

Birkaç hafta önce “Suriye” ve “zeytin” denince aklımıza Suriye mutfağının birbirinden lezzetli zeytinyağlı yemekleri gelebilirdi. Ya da İspanyol firmaların peşinden koştuğu ‘Sorani’ zeytini… Belki de kaçak yollarla Türkiye’ye girip yerli yağın fiyatını düşüren Suriye zeytinyağı üzerine tartışmalara dalabilirdik. Artık aklımıza uzun süre “Zeytin Dalı Harekâtı” gelecek.

ABD ve Rus uçakları yıllardır Suriye tarım arazilerini bombalıyor, savaşçılar zeytin ağaçları altında birbirine pusu kuruyor. Tüm kültürlerde barışın simgesi olan zeytin dalları savaşa şahit oluyor. Oysa Suriye ve Suriyeliler 6000 yıldır zeytin ağaçlarıyla yarenlik ediyordu.

Tarihte zeytinciliğin beşiği olan Suriye bugün dünyanın en önemli zeytin üreticilerindendir ve ülkenin hem ekonomisini hem de kültürünü belirleyen temel öğelerden biri zeytindir.

Ülke gelinde yaklaşık 620 bin hektara yayılmış 100 milyon zeytin ağacı oldu tahmin ediliyor. Savaştan önce 200 bin aile yani nüfusun 5’te 1’i geçimini zeytinden sağlıyordu. Son yirmi yılı dikkate aldığımızda ortalama 110 bin ton sofralık zeytin ve 112 bin ton zeytinyağı üretiliyor. Kişi başı tüketim 6 kilograma yaklaşıyor. Uluslararası Zeytin Konseyi (IOC) rakamlarına göre 2015 yılında 215 bin ton zeytin toplanmış; bu rakam dünya gelendeki üretimin %6’sına denk geliyor.

İdlib yakınlarındaki Ebla Kütüphanesi’nde Milattan Önce 2400 yılına ait kil tabletler arasında zeytincilik belgeleri de bulunuyor. Araplar, henüz zeytinin tadına bakmamışken Akadca yazılmış tabletlerde bu meyveye “Zi-ir-tun” deniyordu. Yani zeytin tarımının teorisi hatta adı bile Suriye’den geliyor… Zerdüştler 20 bin yıl önce Suriye’de yaşayan kanlı bıçaklı iki kavmin birbirine zeytin dalı hediye ederek barıştığına inanıyor. Bu miraslar sayesinde Suriyeliler binlerce yıldır zeytin sanatında ustalıklarını konuşturuyorlar.

Savaşın devam ettiği 2015 yılında Suriye 217 bin tonluk zeytinyağı üretimiyle dünya dördüncüsü oldu. Aynı yıl İspanya 1,2 milyon, İtalya 350 bin, Yunanistan 320 bin, Türkiye 143 bin, Tunus 140 bin ve Fas 130 bin ton zeytinyağı üretmişti.

Ülke genelinde yaklaşık 150 bin zeytinlik arazisi var ve bunların yarısı 5 hektardan küçüktür. Zeytinyağı üretiminin %23’ü soğuk sıkım ve taş baskıdır.

Suriye’de farklı toprak türleri ve mikro klima bölgeleri sayesinde farklı zeytin çeşitleri yetişiyor. Bunların en meşhuru, kuzey ve kuzey batıda yetişen Sorani’dir (Savrani). Sorani, soğuğa, kuraklığa ve hastalıklara karşı dayanıklı, hem sofralık hem de yağlık bir türdür. Yağı yüksek kalitededir. En çok dikilen tür ise Zeyti’dir. Özellikle Halep bölgesinde görülen yarı sert ve soğuğa dayanıklı bir türdür. Doebli de yaygın görülen başka bir türdür. Nemli araziye uyum sağlar ama kuraklığa karşı dayanıklı değildir. Meyvesi erken olgunlaşır kolay toplanır ama yağı azdır. Sofralık olarak kullanılan iki çeşit daha vardır; Ebu Satl, Palmila’da yetişir. Kaysi ise daha çok yeşil olarak değerlendirir. Suriye zeytin çeşitlerini Türkiye’de yetiştirilen Haşebi, Kalembezi, Derik, Nizip, Halhali gibi çeşitlerle kıyaslayabiliriz.

Barış simgesi savaşın tanığı

İstatistikler ağaçların altında yaşanan zorlukları yansıtmıyor. Savaş sırasında zeytinyağı fabrikalarının bombalandığı ve mahsullerin gasp edildiği olaylar yaşandı. Çok sayıda çiftçi hayatını kaybetti. Çatışmalar ve bombardımanlar yüzünden işçilerin zeytinliğe gitmesi, toplanan zeytinlerin fabrikaya taşınması ölüm kalım meselesine dönüştü.

Kuzey Suriye’deki zeytin üreticileri Avrupa ve Amerika’ya ihracat yapıyor ama önce yağ tenekelerinin Afrin’den dışarı çıkarılması gerekiyor. Tenekeler birbiriyle çatışan silahlı grupların kontrolündeki bölgelerden geçtikten sonra hükümet kontrolündeki Lazkiye limanından gemilere yükleniyor. Bu yolculuk sırasında araçlar kaçırılıyor, şoförler öldürülüyor. Bütün kontrol noktalarında ödeme yapılması gerekiyor. Bazen rüşvet bazen vergi ama hepsi masrafı arttırıyor, kazancı düşürüyor.

Milyonca kişinin ülkeyi terk ettiği, yüz binlercesinin hayatını kaybettiği bir dönemden geçerken zeytinliklerde çalışacak işçi bulmak da her geçen gün zorlaşıyor. Ülkede kalan erkek işçilerin önemli bölümü savaşa katıldığı için yerlerine kadın ve çocuk işçiler zeytin topluyor.

Savaş, tarımsal altyapıya ve doğaya hesaplanamaz zararlar verdi. Tarımla uğraşan nüfus yerinden edildi, ticaret ve dağıtım kanalları alt üst oldu. Çiftçilerin çoğu başka işler bulmak üzere tarımı bıraktı. Geride kalanlar gerekli teknik malzemeleri temin edemiyor. İlaç ve gübre bulmak zorlaşıyor. Üretim basit araçlar ve geleneksel yöntemlerle yapılıyor, bu durum bazen niteliği yükseltse de beraberinde zamanı uzatıyor ve masrafları arttırıyor.

Değirmen ve fabrikalar fiyat yükseltiyor veya demirbaşlarını satmak zorunda kalıyor. Üreticilerin kazancı düşerken, aracılar ve silahlı şebekelerin payı artıyor. Son yıllarda zeytinyağının büyük bölümü kaçak yollardan Türkiye’ye gönderiliyor. Kaçakçılık ülke içindeki zeytin fiyatlarını yükseltirken, ülkenin önemli vergi kaynaklarından birini azaltıyor.

Herşeye rağmen 2016’da Suriye 20 bin ton zeytinyağı ihraç etti. Özellikle Arap ülkelerine ve Türkiye’ye satış yapılırken İspanya ve Yunanistan gibi ülkelerden firmalar farklı tatlara ulaşmak ve kendi yağlarının dayanıklılığını arttırmak için Sorani yağlarını ithal ediyor.

Zeytin diyarı: Afrin

Suriye zeytinlikleri ülkenin kuzeybatısında yoğunlaşıyor, zeytin ağaçlarının %20’si burada bulunuyor. Özellikle, daha önce Halep vilayetine bağlı olan ama 2014’te özerkliğini ilan eden Afrin dikkat çekiyor. Suriye’deki zeytin üretiminin %30’u, nüfusu büyük oranlarda zeytincilikle uğraşan Afrin’de gerçekleşiyor. Afrin çevresinde 15 milyon zeytin ağacı olduğu tahmin ediliyor.

Bölgenin iklimi ve toprak yapısı zeytin üretimi için uygun; Afrinliler zeytinle ilgili her şeyi kooperatifler aracılığıyla üretiyor ve geri dönüştürüyor. Zeytin, zeytinyağı, sabun, çay hatta zeytin çekirdeğinden kömür… Bölgede çok sayıda zeytin, zeytinyağı, sabun ve prina fabrikası bulunuyor. Bütün dünyada Halep Sabunu olarak anılan sabunlar aslında Afrin’de üretiliyor.

Savaş sırasında tarım alanları zarar görmüş olsa da Afrin gıda deposu olma özelliğini koruyor. Afrin Tarım Konseyi’ne göre ilaç ve araç eksikliklerine rağmen yöre, zeytin ağaçları ve kooperatifler sayesinde, abluka dönemlerinde kendi kendine yetebiliyor hatta Halep’i besliyor.

Zeytin yaşatır  

Suriye’de Arap, Kürt ve Türk çiftçiler ve tarım işçileri her şeye rağmen zeytin üretimine devam ettiler, savaşın yol açtığı açlık ve yoksulluğa zeytin sayesinde direndiler. Barış simgesi zeytin ağaçları savaş zamanı kurtarıcı oldular.

Kaynak: Karabasan