Yusufeli ve Hasankeyf’in kaderi

Yusufeli ilçesini sulara gömecek olan barajda beton dökme işlemleri başladı. Hasankeyf’i su altında bırakacak Ilısu Barajı nedeniyle, Hasankeyf’te de binlerce tarihi mağaraya beton dökülmeye başlandı

Artvin’in Yusufeli ilçesinde yapımı süren ve tamamlandığında 275 metre gövde yüksekliği ile Türkiye’nin en yüksek, dünyanın ise 3. en yüksek barajı olacağı belirtilen Yusufeli Barajı nedeniyle, Yusufeli ilçesi ile birlikte 4 köy ve 9 bin 430 dekar tarım arazisi suya gömülüyor. Yusufeli Barajı ve HES Projesi’ne 20 Haziran 2014 tarihinde başlandı. Yusufeli Barajı’nın gövdesi 100 katlı bir gökdelen yüksekliğinde. Barajın gövdesinde kullanılacak olan 4 milyon metreküp beton ile Artvin’den Edirne’ye kadar 13 metre genişliğinde beton yol yapılabileceği belirtiliyor. HES’in kurulu gücü 558 MW olacak. Türkiye’de bugün enerji üretim kapasitesi 82 bin MW civarında. Bu gücün ise 1/3 kullanılabilmektedir. Baraj gücünün 147 katı bir enerji gücü şu an mevcutken, Yusufeli’ni haritadan silip bu santral ve barajı inşa etmenin ancak şirketleşen bir devletin işi olabileceği belirtiliyor.

Aynı kader

Hasankeyf’i sular altında bırakacak olan Ilısu Barajı ve HES inşaatı hız kesmeden devam ediyor. Her iki ilçede enerji üretimi nedeniyle yok ediliyor. Bir başka kader birliği de her iki barajın sahibinin Cengiz Holding olması. Ilısu Barajı nedeniyle sular altında kalacak olan 12 bin yıllık tarihe sahip Hasankeyf’te sürdürülen çalışmalarla doğa ve tarih tahrip edilmeye devam ediliyor. Yeni sistemin başlamasıyla birlikte Hasankeyf’teki tarihi açık hava müzesi yerini dev bir şantiyeye bırakırken, toplam 5 bin mağaranın bulunduğu ilçede, özellikle Kale’ye çıkan tüm mağaralar beton ile kaplandı.

Yusufeli suya gömülüyor

Artvin’de bulunan tunç baltaların yanı sıra 1955 yılında Nizgavan (Demirköy) köyünde yol yapımı sırasında bulunan bakır balta, Yusufeli civarında yerleşimin antik çağ öncesine uzandığını tarihçi yazar Orhan Öztürk makalesinde belirtmektedir. Yusufeli Hurri, Mitanni, Hitit, Urartu, Kimmer-İskit egemenliklerinin ardından İskender İmparatorluğu’nun sınırları içinde yer almış Kartli, Bizans, Gürcü, Selçuklu, Moğol ve son olarak 1549 tarihinde Pertekrek (Çevreli) ile ona bağlı olan Kiskim (Alanbaşı) ve Nihah (Yokuşlu) kalelerinin teslim olmaları suretiyle Osmanlı egemenliğine girmiştir. Yani Yusufeli’nin geçmiş tarihinin en az 3 bin yıllık olduğu bilinmektedir. Bir yanda 12 bin yıllık tarih, diğer yanda 3 bin yıllık tarih aynı kaderi paylaşmaktadır. Her ikisinin de geçmiş hafızası suya gömülmekte ve ekolojisi yok edilmektedir.

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi