Tarım böyle çöktü-I – Abdullah Aysu


Türkiye tarım ve gıda sektörü, küresel tarım, gıda ve ecza şirketlerinin denetimine verilmesi için 1980’den bu yana hükümetler tarafından var olan tarımsal yapı değiştirildi, süre içinde dağıtıldı. Çokuluslu tarım, gıda ve ecza şirketlerinin çıkarına tarımsal yapının dağıtılması, tarımımızı tahrip etti ve çöküşünü hazırladı. Tarımsal yapıda yapılan şirketler yanlısı değişiklik, verim kaybına neden oldu.

Yaşanılan verim kaybını, üretimi destekleyerek aşmak yerine tarımsal ürün ithalatının esas alınması -çiftçiyi ithalatla terbiye etme yoluna gidilmesi-, üretimin desteklenmemesi, yangına körükle gitme işlevi gördü; tarımın çöküşü bu yanlış politikalar sonucunda daha da hızlandı. Tarımda uygulanan bu yanlış ve yanlı tarım politikaları çiftçileri iflas ettirdi; üretimden caydırdı.

Tarımsal üretim sürecinde kullanılan kimyasallar ürünlerde zehir kalıntıları oluşturdu. Tarımsal üretim sürecinde kullanılan kimyasallar, toprağı ve suyu kirletti; kullanılamaz kıldı. Küresel iklim değişikliğini, kimyasallı üretim, gıda imal ve dağıtım sistemleri ile kırsalda yoğunlaşan enerji ve maden şirketlerinin kirleticiliği besledi. Tarım küresel iklim değişikliğinden de zarar görür oldu. Bütün bunların sonucunda gıda fiyatları yükseldi. Gıda fiyatlarının yükselmesiyle insanlar gıdaya erişemez oldu. Beslendikleri zehir kalıntılı gıdalar yurttaşların sağlığını bozdu. Ortaya yanlış politikalardan arındırılması gereken bir gıda krizi oluştu.

TAHRİBATTAN ÇÖKÜŞE

Türkiye’nin tarımsal yapısı birer birer dağıtılarak, dağıtılmayanlar da işlevsizleştirilerek tarım çöküş sürecine taşındı. Türkiye tarımının yapısı nasıl çökertildi? Bakalım.

  •  Tarımsal İşletmeler Genel Müdürlüğü-(TİGEM)

1937 yılı sonlarında çiftçiye alet ve ekipman, zirai ilaç temini amacıyla boş ve ıslah gerektiren araziler üzerine 14 adet çiftlik, Zirai Kombinalar adıyla kuruldu. Sonra ordunun ve halkın gıda ihtiyacını karşılamak üzere üretim de yapılmaya başlandı.

1938 yılında, Atatürk çiftliklerini halka bağışladı. Devlet Tarım İşletmeleri (DTİ) adı altında kurumsallaştırdı.

1950’de Devlet Tarım İşletmeleri ve Zirai Kombinalar, 2929 sayılı yasa ile Devlet Üretme Çiftlikleri (DÜÇ) adı altında tek kurumda birleştirildi. Görevleri: Çiftçilerin ihtiyacı olan üretim girdileri olan; tohumluk, fide, fidan ve damızlık hayvanı karşılamak üzere yükümlendirildi.

1983’de Devlet üretme Çiftlikleri ile hara ve inekhanelerin birleştirilmesiyle Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) kuruldu. Görevleri: “…

Türkiye’nin bitkisel ve hayvansal üretimini artırmak, çeşitlendirmek ve ürün kalitesini iyileştirmek için yetiştirdiği damızlık hayvan, tohum, fide, fidan benzerlerini yetiştiricilere intikal ettirmek; bitkisel ve hayvansal üretim, yetiştirme ve ıslah konularında araştırmalar yapmak; çevre çiftçilere tarımsal teknoloji ve girdi kullanımında öncülük, öğreticilik yapmak…”

TİGEM, yurt sathına yayılmış, 38 bağlı işletmesi, 386 bin hektar arazisi ile yukarıda anılan görevleri yerine getiriyordu. Şimdi damızlık hayvan, fide, fidan üretim ve dağıtımı nerdeyse sıfırlandı. Tohum olarak da sadece sertifikalı buğday dağıtımı yapabilmektedir.

  • Türkiye Gübre Sanayi Anonim Şirketi-(TÜGSAŞ)

1954 yılında bir kamu şirketi olan Azot Sanayisi kurulmuş. 1984’de KİT statüsü kazanmış ve Türkiye Gübre Sanayi Anonim Şirketi (TÜGSAŞ) adını almıştır.

Son kamu fabrikası olarak, TPAO ve TÜPRAŞ tarafından 1971’de Yarımca’da İGSAŞ kuruldu. Gübre dağıtımı, 1986 yılına kadar Türkiye Zirai Donatım Kurumu (TZDK) ve Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş (TŞFAŞ) tarafından yürütülürken, bu tarihten sonra dağıtımda görev alan kuruluş sayısı artırıldı.

97/10244 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri, Tarım Satış Kooperatifleri, S.S. Pancar Ekicileri İstihsal Kooperatifleri ve görev verilmesi halinde TŞFAŞ ve Ticaret Odaları’na kayıtlı olup bakanlıkça izni olan kişi ve kuruluşlar dağıtımda görevlendirildi.

Özelleştirme: Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından 18.08.1998 tarih ve 98/58 sayılı kararı ile özelleştirme kapsamına alındılar. Pazar Payı: TÜGSAŞ’ın pazar payı yüzde 25 civarındadır.

İGSAŞ’ın pazar payı ise yüzde 11’dir. Yukarıda belirtilen gübre üretim payı ile gübre piyasasını düzenlerken, şimdi şirketlerin belirleyiciliğindeki gübre piyasası nedeniyle çiftçiler gübreyi %150’nin üzerinde zamlı fiyatla satın almak zorunda kaldı.

 Türkiye Zirai Donatım Kurumu-(TZDK)

1944 yılında Türkiye Zirai Donatım Kurumu kuruldu. Kuruluş amacı: Üreticinin ihtiyaç duyduğu tüm tarım makine, araç ve gereçleri ile diğer girdileri üreterek veya sağlayarak karşılamaktır.

TZDK uzunca bir dönem için girdi üreten yabancı ulusaşırı şirketlerin mallarını kırsal alana pazarladı. TZDK yalnızca il ve ilçelerde örgütlüydü.

IMF ve Dünya Bankası’nın buyruğu ile daha önce 256 şube müdürlüğü ve 5 bölge müdürlüğü kapatıldı. 1998 itibariyle; 20 bölge, 180 şube müdürlüğü ile 110 özel bayii, Adapazarı’nda bir özel müessese, Erzurum ve Urfa’da birer tarım makineleri işletmesi mevcuttu.

İmalatları: Adapazarı Müessesesi, Erzurum ve Urfa işletmelerince selektör, su tankı, treyler, toprak burgusu gibi çeşitli alet ve makineler üretti. TZDK tamamen kapatıldığı için hiçbir fonksiyonu kalmamış durumdadır.

 Türkiye Süt Endüstrisi Kurumu-(TSEK)

05. 02.1962 tarih ve 6/5918 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile İktisadi Devlet Teşekkülleri ile Müesseseleri ve İştirakleri Hakkında Kanun kapsamına alınmış. 1963 yılında 227 sayılı yasa ile “Türkiye Süt Endüstrisi Kurumu” kurulmuştur. Daha sonra bazı değişikliklere uğratılarak KİT’ler hakkında 223 sayılı Köy Hizmetleri kanunu ile Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın ilgili kuruluşu şeklinde organize edilmiş ve ana statüsü 28.11.1984 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Kuruluş amaçları: üreticinin sütünü değerlendirmek, tüketim merkezlerine sağlıklı süt ürünleri temin etmek, özel sektörü teşvik ve ona önderlik etmek, ülkemizde süt endüstrinin gelişmesini sağlamak, sütün üretimi ve işlenmesi konusunda kooperatifleşmeyi teşvik etmek ve benzeri birçok amacı gerçekleştirmek olarak sıralanabilir. TSEK, yurt geneline yayılmış 34 işletme, 10 süt toplama merkezi, bin 857 işçisi, 300 bin ton/yıl kapasiteyle çalışan sosyal amaçlı bir KİT’tir.

Yem Sanayi Türk A.Ş

Yem sanayi 1956 yılında Yem Sanayi Türk A.Ş adı altında kurulmuştur. 1958 yılında Ankara ve Konya Yem Fabrikaları’nda ilk karma yem üretimi gerçekleşti. Bu fabrikalar ilk kurulduklarında 600 bin ton yem üretilirken, özelleştirme öncesinde yıllık üretim 4 milyon tonu aşmıştır. Türkiye’de karma yem 1734 sayılı Yem Kanunu ve buna bağlı Yem Yönetmeliği’nin 7.6.1973 tarihinde yürürlüğe girmesiyle kanuni çerçeveye ulaşabilmiştir. Yem sanayi; yurt geneline yayılmış 26 yem fabrikası, 1476 işçisi olup, 744.000 ton/yıl kapasitelidir. 1992 yılında Yem San’ın özelleştirilmesine karar verildi. İsmi de Yem Sanayi ve Ticaret A.Ş olarak değiştirildi.

Et ve Balık Kurumu Et ve Balık Kurumu

K/871 sayılı Koordinasyon Kurulu Kararıyla 1952 yılında bir İktisadi Devlet teşekkülü olarak kurulmuştur. Kuruluş amacı, üretici ile tüketici arasında denge oluştururken, diğer taraftan et ve et ürünlerinin ithalatında, alım ve kesiminden itibaren başlayan hijyenik kurallarının uygunluğunun kontrol edilebilmesiydi.

Et ve Balık Kurumu 29 et kombinası, 2 et sanayi işletmesi, 2 tavuk kombinası, 1 adet balık mamulleri fabrikası, 1 taşımacılık işletmesi ve 1 adet soğuk hava depo sahibiydi. Özelleştirilmeye kadar 50 adet parçalama yapan olmak üzere 73 adet satış mağazası bulunmaktaydı. Ayrıca GİMA’nın Türkiye genelindeki bütün mağazaları ile Ordu Pazarı’nın et reyonlarını EBK işletmekteydi. Bu şekilde oluşturulan mağaza zinciri 300’e ulaşmıştı. Besi tesisi sahibi olup, öz kaynak yetersizliği nedeniyle, hayvan ve yem temininde darboğazla karşılaşan besici için, bağlantılı alım modeli oluşturan “Sözleşmeli Besicilik Kredisi” uygulaması getirmişti.

Etlerin bir kısmından sucuk, sosis, salam, pastırma, hamburger, köfte yapılmaktaydı. Balıkta konserve ve çeşitleri artırılarak hamsi konservesinin yanında, soslu ve zeytinyağlı sardalya, istavrit, ton tipi uskumru ve alabalık konservesi üretimi ile temizlenmiş kılçıksız filetosu yapılmaktaydı. Beyaz ette de soslu tavuk eti, sebzeli tavuk konservesi, soslu sebzeli tas kebabı üretimi gerçekleştirilmeye başlanmıştı.

Ambalajlamada vakumlu ambalajlamaya geçilmiş, tüm konserve kutu kapakları modernize edilerek (ring-pull) kolay açılır sisteme dönülmüştü. Özelleştirme: EBK, 22.03.1993 tarih ve 93/2 sayılı Yüksek Planlama Kurulu’nun kararı ile “Et ve Balık Kurumu A.Ş” ismiyle özelleştirildi. Özelleştirmeleri, 1993-1994-1995’de DYP-SHP yaptı. SEK, çiftçilerin ürettiği sütü satın alıyor, EBK etin alımını yapıyor, piyasayı üretici ve tüketici lehine düzenliyordu. O dönemde hayvansal ürünler sağlıklılığı tartışılmıyordu. YEM SAN hayvan yetiştiriciliğinde maliyetin %70’ine denk gelen yemi üretip çiftçilere satarak yem piyasasını düzenliyordu. SEK, EBK ve YEMSAN özelleştirilmeden önce canlı hayvan ve hayvansal ürün ihracatçısıyken, özelleştirildikten sonra Türkiye dünyada canlı hayvan ve hayvansal ürün ithalinde ilk sıralara yerleşti.

ZİRAAT BANKASI

1924 yılında Ziraat Bankası bir devlet kuruluşu olmaktan çıkarıldı, Anonim Şirket haline getirildi. Daha sonra 1937 yılında çıkarılan 3202 sayılı Kanun ile Banka özerk bir devlet kuruluşu haline getirildi.

Amacı: Çiftçilerin kalkınmasına, tarımsal üretimin artmasına ve tarımsal sektörün gelişmesine yönelik kredileri düzenlemek, dağıtmak denetlemek ve tarımın gelişmesine katkıda bulunacak her türlü girişimde bulunmaktır.

Krediler işletme ve yatırım kredileridir

İşletme Kredileri: Tohum, fide, gübre, ilaç, işçilik ve benzeri ihtiyaçların karşılanmasıdır. Bu kredilerin vadesi 1 yıldır. Yatırım Kredileri: Mevcut ve kurulacak işletmelerin yapacakları yatırımın finansmanını sağlar. Bu kredilerin vadesi uzun ve ödemesiz olabilmektedir. Ziraat Bankası gelişmiş ülkelerin ürettiği tarımsal girdiler çiftçilere TZDK, TKK ve TSKB aracılığıyla satıldı. Ziraat Bankası kredileriyle desteklemeye devam etti. Tarımda desteklerin sürdüğü, üretim girdilerine sübvansiyonların uygulandığı bir dönem yaşandı. Makineleşme hızla gelişti. Bu politikaların gerçekleşmesinde ZB’nın rolü büyüktü. 1980 yılında enflasyon oranı yüzde 90,3 iken, bitkisel ve hayvansal kredi faiz oranı yüzde 16’daydı. IMF’nin dayatmasıyla tarımsal kredi faizi sürekli yükseltildi. 1989 yılına gelindiğinde bitkisel kredi faiz oranı yüzde 65, hayvansal kredi faiz oranı yüzde 54 seviyesine çıktı. Enflasyon oranı yüzde 67,5 olarak gerçekleşti. Bugün Ziraat Bankası’nın uyguladığı piyasa faizine eş değer faiz oranı nedeniyle çiftçiler icralık durumda.

Kaynak: Yeni Yaşam