Basına ve Kamuoyuna

Bölgede yıllardır süren savaş Türkiye’nin Kuzey- Doğu Suriye’ye saldırısıyla yeni bir boyut kazandı. Bu savaş, Türkiye, Suriye ve bütün bölgede yıkıcı bir etkide bulunacaktır. Kürtlerin, Arapların, Süryanilerin, Türkmenlerin ve diğer birçok halk ve inanç kesimlerinin IŞID’e ve Rejime büyük direnerek kurdukları ortak yaşam iradesi ve sistemine karşı gelişen bir savaştır. Toplumsal ekolojik temelde birlikte-barışık bir yaşam inşa edilmeye çalışıldığı böylesi süreçte bu saldırılar ancak devletler üstü sermayeye hizmet edecektir. Yüz yıllık kolonizasyon politikaları ürünü olduğunu bildiğimiz bu savaş konsepti istenilen sonucu vermeyecektir ama bunun sonucu; büyük yıkımlar, geri dönüşü imkânsız toplumsal kırılmalar, yılları bulacak çatışma ve düşmanlıklar olacaktır.

Savaşların en büyük ekolojik tahribatlar olduğu bilinciyle; Her savaş bir felakettir. Bu saldırı da bölgedeki doğal dengenin geri dönülemez bir şekilde tahrip olmasına yol açacaktır. Toplumsal ve tarihsel hafıza yok edilecek yaşam alanlarından koparılan insanlar göç yollarına düşecektir. Alan Kurdi’nin sahile vurmuş cenazesi hafızalarımızda tazeliğini korurken onlarcası aynı kadere mahkum edilecektir. Bu savaş ve politikası beraberinde çok büyük bir göçertme yaşatacaktır.

Gelen haberlerden, özellikle,  bölgede bulunan elektrik santrallerinin ve barajların bombalanarak tahrip edildiğini görüyoruz. Barajların bu şekilde tahrip edilmesinin yerleşim yerlerinde ve genel canlı hayatına büyük tahribatlara yol açacağını öngörebiliyoruz. Ormanlar, ağaçlar doğal bir yaşam alanı top yekün yok olacaktır. Diğer taraftan en temel yaşam hakkı olan temel sağlıklı gıdaya ulaşım ve içme suyu ihtiyacının karşılanması da imkânsız hale gelecektir. İnsan ve insan dışı doğanın onarılmayacak derecede tahrip olacağı bu savaşa hayır diyelim.

Tüm duyarlı kurumları, çevre ve doğa hakları, insan hakları, hayvan hakları, kadın ve çocuk hakları aktivisleri ile ekolojistlere bu tahribatları önleyebiliriz diyoruz. Unicef, unesco ve unchor gibi uluslararası kurumları göreve çağırıyoruz. Bu savaşı yürütenler elbette tüm bu felaket senaryolarını önemsemeyecektir.

Bizim çağrımız demokrasi ve ekoloji mücadelesi yürütenleredir!

Demokratik ekolojik toplum yapısına dönük kırım politikalarına hayır diyelim.

 Hep beraber Ekolojik dengeyi yerle bir edecek bu savaşa hayır diyelim.

Savaşa hayır!

Mezopotamya Ekoloji Hareketi