Brezilya: Bolsonaro salgını fırsat bilip yerlilerin yaşam alanlarını yok ediyor

Korona salgını bütün dünyayı sarıp sarmalarken gelişmeler karşısında bazı ülke yönetimleri adeta vurdumduymazlık sergiledi. Bunların başında son dönemin “gözde sağcılar”ı Johnson, Trump ve Bolsonaro geliyor. İngiliz ve ABD yönetimleri salgının artan etkisi karşısında kısa zamanda boyun eğip salgına karşı tedbirler almaya başladılar. Her ne kadar bugün Trump “ekonominin önünü açma” hesabıyla tedbirleri ortadan kaldırmaya çalışsa da en azından bir süre görüntüde de olsa işi ciddiye aldı. Fakat Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro, “Virüs Brezilyalıları etkilemez, onların vücutlarında virüse karşı antikorlar var” saçmalığının farklı versiyonlarını bugüne kadar sergileyerek, adeta ülkede yaşayan halkları sürüye saydı. Bu durum yakın zamanda virüsün merkez üssünün Brezilya olmasıyla sonuçlandı.

Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro yiyecek almak için sokağa çıktığı sırada ülkede koronavirüs önlemlerini yok saydığı gerekçesiyle vatandaşlar tarafından protesto edilmişti.

Bu yazıyı hazırladığım 25 Mayıs itibarıyla 400 bin civarı kişide  virüs tespit edilirken 27 bin civarında insan hayatını hayatını kaybetti. Toplu mezarların kazıldığı, ölenler için tabut bulunamayan ülkede, burada ifade edilenlerin resmi veri olduğunu, birçok sağcı yönetim altındaki ülkedeki gibi Brezilya’da da gerçek rakamların hasır altı edilmediğini düşünmememiz için bir neden yok. Ayrıca salgın öncesi de yaygın yoksulluk ve eşitsizlik koşullarında yeterince sağlık hizmetine ulaşamayan kesimlerin varlığı ve gözden çıkarılmışlığı hesaba katılınca, ölen; bir anlamda katledilen insan sayısının bir hayli yüksek olabileceği de düşünülebilir. Bunlara bir de isyanlara rağmen göz ardı edilen hapishanelerdeki kötü yaşam koşullarının yol açacağı ölümler de eklenmeli.Ülkede hem iktidar bloku içerisinde hem de halk arasında ciddi bir muhalefet ve çatlaklar olması Bolsonaro’yu destekleyen iktidar bloku içinde ayrışmalara ve muhalefete yol açmaya başladı. Eyalet yönetimlerinin salgına karşı çeşitli tedbirler alarak izledikleri çizgiyi Bolsonaro, Mart sonuna doğru toplamda 45 milyar dolar civarında bir bütçenin “Korona ile mücadele” kapsamında kullanılacağını (Gerçekte bu bütçenin nereye kullanıldığı ayrı bir mesele) açıklayarak desteklemek zorunda kaldı. Fakat “bir an önce herkesin işinin başına dönmesi” gerektiğini söylemeyi de ihmal etmedi. İlgili görünmenin yetmediği noktada iktidar içinde çatlaklar belirdi. Bolsonaro ile sembolize olan iktidar sonuçta bir oligarşik yapıydı ve çatışmalar/çözülmeler başladı.

Sağlık Bakanı Luiz Henrique Mandetta’nın 16 Nisan’da görevden alınması ve Adalet Bakanı Sérgio Moro’nun 24 Nisan’da istifa etmesi bunun ilk elden sonuçları oldu. İktidar bloku içindeki çözülmelerin darbe söylentilerine yol açtığı süreçte ordu içinde de yaşanan ayrışmalar ve özel olarak Amerikan yönetiminin (ülkede 100 milyar dolardan fazla yatırımı olduğu tahmin edilen Çin’in tercihlerinin de kısmen) bu süreçte belirleyici öğelerden biri olacağı görülüyor. Bolsonaro’dan sonra ülkede en güçlü ikinci kişi olarak görülen, fakat gerçekte ipleri elinde bulundurduğu iddia edilen eski general şimdiki Özel Kalem Braga Netto’nun en azından şimdilik Bolsonaro ile uzlaşıyor gibi göründüğü dile getiriliyor. Bu Bolsonara ile Netto arasında ve oligarşi içi yeni çekişmeler olmayacağı anlamına gelmez. Aksine bu tür siyasal yapıların doğası gereği çekişmeler artacaktır. Brezilyalı bazı yorumcular Eduardo Villas Bôas ismindeki hastalığı nedeniyle ordudan ayrılan generalin ölümü halinde ülkenin yeni bir siyasi krize sürüklenmesini bekliyorlar. Çünkü Bôas’ın hem ordu hem de Bolsonaro üzerinde belirleyici bir nüfuzu olduğu düşünülüyor.Sonuçta eğer ciddi bir halk hareketi gelişip oligarşik kesimleri iktidardan düşürmezse darbe tehdidi ve komplolarla iktidara gelmiş olan, açıktan askeri darbe çağrısı yapan Bolsonaro’nun ve başka güçlerin yeni “darbe içinde darbeler”i tezgahlayabileceği görülüyor. Bunu zorlayan nedenlerinden biri salgının yol açtığı ekonomik kriz olacak/oluyor. Nitekim geçtiğimiz haftalarda kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Brezilya’nın kredi notu görünümünü negatife düşürdü. Yine geçen haftalarda açıklanan rakamlara göre sanayi üretimi Mart’ta yüzde 9.1 düşerek üretim seviyesi 17 yıl önceki rakamlara geriledi.Brezilya’da Covid-19 salgını sürecinde yaşanan gelişmelerle resmi rakamlara yansıdığı kadarıyla 23 milyon civarı insan işsiz. Çalışanların önemli bir kısmının kayıt dışı olduğunu düşünürsek bu rakamların gerçeğin bir kısmını yansıttığı tahmin edilecektir. Bu süreçte ülkedeki sol örgüt ve hareketlerin önemli bir bölümü Brezilya Halk cephesi (FPB) adı altında bir araya geldi. Ülkenin genelinde Korona-Bolsonaro iktidarına karşı etkin bir muhalefet ve dayanışma ağı örgütlemeye çalışıyorlar. Ne kadar başarılı olacaklarını zaman gösterecek, fakat şu anda görünen tablo büyük beklentilere girmememiz gerektiğini gösteriyor. Burada başarısızlık halinde karşımıza yeni sivil faşist hareketlerle desteklenmiş bir diktatörlük-monarşik bir yapı bile çıkabilir. Sonuçta bazı kiliselerin “Koronaya karşı okunmuş fasulye” sattığı bir ülkeden bahsediyoruz.Yazıyı bitirirken birkaç başlığa başlığa daha dikkat çekmek istiyorum. Biri ülkedeki yerlilerin durumu. İktidara geldiğinden bu yana yerlilerin soylarını kurutmak istediğini dilinden düşürmeyen Bolsonaro’nun salgını bu doğrultuda bir fırsata çevirmeye çalıştığı görülüyor. Yerlilere hastalıkla mücadele etmek için destek vermeyi bir yana bırakın bu süreçte onların yaşam alanlarını yok etmeye dönük ormansızlaştırma ve maden talanlarına devam ettiği gözlemleniyor. Bu yaklaşımın bir “soykırım” anlamına geleceği birçok insan tarafından ifade ediliyor. Ama henüz olumlu bir gelişme yok, aksine yerli gruplarına ulaşan salgın şu ana kadar en az 125 yerlinin ölümüne 900 civarı yerlinin de hastalanmasına yol açtı. Bu, toplamda 900 bin olan yerli nüfusuna göre büyük bir oran. Yine yerlilerle bağlantılı bir başka yıkımsa Nisan ayında yüzde 64 artışla gerçekleşen ormansızlaştırma faaliyeti oldu. Bolsonaro’nun katliamcı rejimi, bu yılın ilk dört ayında yağmur ormanları tahribatını artırdı. Yıkım geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 55 arttı ve 1.202 kilometrekarelik bir alanı ormansızlaştırdılar.Diğer bir dikkat çeken öge ise komşu Arjantin’in korona salgını karşısındaki tavrı. 25 Mayıs itibariyle Covid-19 salgınında Arjantin’de 12 bin 63 kişi enfekte olurken 452 kişi de hayatını kaybetti. Elbette Brezilya ve Arjantin nüfus oranları arasında büyük fark var, fakat en büyük fark, iki ülke yönetimlerinin zihniyetinde. Arjantin’in Peronist iktidarı ülkede salgın Mart ortalarında ulaşsa da başından beri sorunu ciddiye aldı. Hem sağlık açısından hem de ekonomik açıdan önleyici politikalar geliştirerek süreci en az zararla atlatmaya çalışan ülkelerden oldu. Ayrıca yönetimin şeffaf bir tutum aldığı tedbirlere halkın katılımını önemsediği hükümetin pozitif tutumları arasında görülüyor. Bugün dünyanın birçok ülkesinde “normale dönüyoruz” adı altında kapitalizmi/iktidarları kurtarma hamleleri yapılırken Arjantin’in salgın karşısında tedbirleri kaldırmamış oluşu da ayrı bir dikkat çekicilikte.

Kaynak: Yeni Özgür Politika