Dersim’deki orman yangınlarıyla yeni maden sahası mı açılmak isteniyor?

Dersim’de günlerdir devam eden orman yangınlarının salt askeri operasyonlardan kaynaklanmadığını belirten Ekolojist Yusuf Gürsucu, Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden sahasını genişletmek ve yeni alanlar ortaya çıkarmak için bir çaba olabileceğine de dikkat çekti.

Yaz aylarının başından bu yana askeri operasyonlar sırasında yapılan bombardımandan kaynaklı Dersim başta olmak üzere Şırnak, Diyarbakır, Mardin, Hakkari kentlerinde orman yangınları çıktı.Yangınlara itfaiye ekipleri müdahale etmediği gibi yurttaşların da söndürmesine izin verilmiyor. Yetkili kurumların ve devlet organlarının orman yangınlarına karşı duyarsızlığına konuyu gündemleştirmeyen medya da dahil oldu. Devam eden orman yangınlarını ve buna karşı duyarsızlığı ekolojist – gazeteci Yusuf Gürsucu değerlendirdi.
‘YAKIP YIKMA TAKTİĞİDİR’
Büyüyerek devam eden orman yangınlarına müdahale edilmemesinin çok yönlü olduğuna dikkat çeken Gürsucu, “‘İnsanın ‘Dersim başka ülkenin toprakları mı?’ şeklinde soru sorası geliyor. Bu durum ‘Yakıp yıkma Taktiği’dir. Bu taktik ‘düşmana’ faydalı olabilecek her şeyin tahrip edilip kullanılamaz hale getirilmesine dayanıyor” dedi. 1977 Cenevre Sözleşmesi’nde yasaklanan bu taktiğin halen dünyanın birçok yerinde uygulandığını dile getiren Gürsucu, bu sözleşmeyi imzalamamış olan ülkelerin ABD, İsrail, İran, Pakistan, Türkiye ve Irak olmasının da dikkat çekici olduğunu söyledi. Bölge illerinde çıkan yangınlara müdahalelerin yapılmaması konusunda “Burada yakıp yıkma taktiği mi uygulanıyor diye düşünmeden edemiyor insan?” diye tepki gösteren Gürsucu, “Bu taktik savaşlarda terk edilen topraklarda uygulanırken burada ki uygulama biçiminin Kürt halkını bir arada yaşam kültürünü ortadan kaldırmak ve kentlerin varoşlarında kimliksizleştirme hedefi olduğu düşünülmeli. Elbette maden gibi adımları da göz ardı etmeden” diye konuştu.
‘MADEN SAHASINI GENİŞLETME ÇABASI VAR’
Ormanların sadece askeri operasyonlardan kaynaklı yakıldığını söylemenin zor olduğunu belirten Gürsucu, yer altı madenlerinden kaynaklı da ormanların yakıldığını söyleyerek,  Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden aramalarını örnek gösterdi. Gürsucu, “Ancak bir diğer neden, ormanların yakılma nedeni olarak görülebilir. Şöyle ki; Erzincan İliç’de uzun zamandır altın madeni çıkarılıp siyanürle işleniyor. İliç’ten başlayıp Ovacık üzerinden Hozat’a doğru olan ormanlık alanlarda toplam 5 bin metre maden sondajı yapıldı. Şu an İliç’te ki maden sahasını genişletmek ve yeni alanlar ortaya çıkarmak için bir çaba var. Bu nedenle insanların kırsaldan sürülmesi ve ormanların ortadan kalkması gerekiyor. Yani hiç kimse operasyonlar nedeniyle ormanların yakıldığına inanmıyor. Elbette ormanlar yanarken tek bir yarar üzerinden hareket edildiğini söylemek mümkün değil. Hem operasyon, hem kırsalda yaşayan halkın sürülmesi hem de maden sahaları için alan yaratmak gibi birçok hedef içinde hareket edildiğini söylemek mümkün” vurgusu yaptı.
‘KİRLİ İŞLER HAVUZ MEDYASIYLA ÖRTÜLÜYOR’
Bir aya yakın süredir devam eden yangınların muhalif birkaç basın dışında merkez medyada yer almamasını eleştiren Gürsucu, bunun devlet eliyle yaşatılan ekolojik yıkımı maskelemek ve görünmez kılmanın en kolay savunma biçimi olduğunu vurguladı. Gürsucu, “Ve bunu yapmak ancak inkar etmekle mümkündür. Çok az sayıda basın yayın organı ormanların yakıldığını haberleştirirken ulaşabildiği insan sayısı maalesef düşük kalıyor. Mevcut sistemin her türden kirli işini örtmeyi sağlamak asıl işi olan yaygın diğer deyişle havuz medya organlarının işlevi bu ve maalesef halkın büyük çoğunluğu bu basın organlarından besleniyor. Bu nedenle de Tunceli Valisi’nin orman yangını yok ifadesi en geniş kitleye ulaştırılarak halkın hareketsiz kalması sağlanıyor” ifadelerini kullandı.
BÖLGELER ARASI DİKKAT ÇEKEN AYRIM
Devletin ülkenin batı ve doğu coğrafyaları üzerinde farklı bir tutum içinde olduğunun tüm pratiğinde görülebildiğinin altını çizen Gürsucu, Bursa’da bir orman yangınında 58 itfaiye aracı ve 5 helikopterin anında yangına müdahale etmesinin “bir mesaj” olduğunu belirtti. Rantsal yağmayı içeren yangınların Türkiye coğrafyasının tamamında görüldüğünü ve uzun süre müdahale edilmediğini dile getiren Gürsucu şunları belirtti: “Arada ki tek fark Kürt coğrafyasında bu adımların daha rahat atılmasıdır. Nedeni de ‘terörizm’le mücadele propagandalarının halk üzerinde etkili olmasıdır. Yoksa sermayenin borusunun öttüğü bir devlet yapısının ihtiyaç duyduğu her alanda benzer adımları atması her zaman beklenmelidir ve bu bağlamda birçok orman yangını da yaşanmıştır.”
‘VALİ DOĞRU SÖYLESEYDİ…’
Yangının olmadığını iddia eden Tunceli Valisi’nin inceleme için Dersim’e giden HDP’li milletvekillerini engellemesine de değinen Gürsucu, “Vali doğru söylüyor olsaydı engellemezdi diye düşünüyorum. Kaldı ki orada ormanların yandığı artık kör gözlerden bile saklanamamaktadır. Engel olmasını ormanların yakılmasının daha da görünür hale gelip tartışılır olmasını engellemektir. Bir de valinin bu tutumu HDP milletvekillerine bakış açısını ortaya koymaktadır. En son Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü buluşmasında Garo Paylan’ın boğazına sarılan polisin saldırısı HDP’ye bakışı ve partiyi kriminalize etme gayretini açığa çıkarıyor” dedi.
‘HER YOL MÜBAH SAYILIYOR’
Ekolojik yıkımın çok ileri boyutlara taşındığını söyleyen Gürsucu şunları ifade etti: “O kadar fütursuzluk içindeler ki paranın, sermayenin çıkarları için her yol mubah sayılmaktadır. Ve bu durum doğal yaşamın ve dolayısıyla insan yaşamının ileriye taşınabilmesi için sermaye iktidarlarının hem Türkiye’de hem de dünyada son bulması gerekmektedir. Dünya kapitalizmin elinde, uçurumun kenarına doğru itilerek yok olmanın eşiğine getirildiğini görmek zorundayız.”
Kaynak: MA