Dünya yanıyor, kapitalistler timsah gözyaşları döküyor – Yusuf Gürsucu

Ormanlar olmazsa yaşamın olmayacağı gerçeğini, rant uğruna ormanları yakan sermaye çevreleri ve kapitalizmin ağa babaları da çok iyi biliyorlar. Bunu önlemek adına hiçbir şey yapmayan ve yapmak şöyle dursun bunu bilakis planlı bir biçimde gerçekleştirenler de aynı çevreler. Ormanlar sadece yakılarak yok edilmiyor elbette. İstanbul’da Kuzey Ormanları’nda milyonlarca ağacı kesmekte bir beis görmeyen anlayışlar, ormanlar yanarken de bir tabloya bakar gibi seyre dalıp ellerini ovuşturdukları bir gerçek. Orman Bakanlığı sitesinde son 15 yılda orman varlığının 15 milyon dekar arttığı belirtiliyor. Bunu yazarken hangi duygu ve düşünce içinde olduklarını bilmiyoruz, ancak doğru söylemediklerini çok iyi biliyoruz.

Türkiye yalanlar ülkesi!

Bundan üç yıl önce BM’ye bağlı ‘Küresel Orman Takip ve Uyarı Sistemi’ verilerine göre Türkiye, son 12 yılda 164 bin 222 hektar yani 16 milyon 400 bin 222 dekar ormanını kaybetti. En çok orman kaybının olduğu illerin ise Antalya ve İstanbul olduğu raporda yer aldı. Peki biz şimdi kime inanacağız? Bakanlığın verileri ile uluslararası bir izleme kurumunun raporuna mı? Yoksa düne kadar Veysel Eroğlu’nun bakan olduğu bakanlığa mı? Ya da dünya patates tekelinin temsilcisi olan yeni bakana mı? Türkiye’de 2007’den 2017 yılında kadar çıkan orman yangın sayısının 24 bin 264 adet olduğu ve bu yangınlarda 9 bin hektar yani 900 bin dekar orman alanının yok olduğu Bakanlık verilerinde yer alırken, bu verilerin bir yalandan ibaret olduğunu ise Orman Genel Müdürlüğü’nün açıklamalarında görüyoruz. Müdürlüğe göre 2017 yılında Türkiye’de yaşanan orman yangınlarında 119 bin 92 hektar ormanlık alanın yanmış olduğu belirtiliyor. Bir yılda 119 bin hektara karşı 10 yılda 9 bin hektar(!) hangisine inanacağız?

İnsan öldüren bombayla yangın söndürmek

Geçtiğimiz günlerde İsveç’te 25 bin hektar ormanlık alanda ağaçlar ve onbinlerce canlı yanarak can verdi ve yangın henüz söndürülebilmiş değil. Yunanistan’da yaşanan yangınlarla birlikte 81 insan ve binlerce canlı yaşamını yitirdi ve tüm insanlığın ciğerleri de ormanlarla birlikte yandı. Yunanistan’da yanan orman varlığının büyüklüğü henüz açıklanmış değil ancak onbinlerce hektar ormanın yandığı görülebiliyor. Bu yangınlar karşısında ‘duyarlılık’ gösteren Türkiye her iki ülke için yardıma hazır olduklarını açıkladı. Hemen her ülke benzer açıklamaları yapar ve yardıma koşar ancak bu yardım isteği aynı zamanda timsah gözyaşlarını çağrıştırmaktadır. Mesela İsveç’in orman yangınlarına müdahale için savaş uçaklarıyla yangın alanlarını bombaladığı ve 3 bin metre yükseklikten atılan bombaların basınç etkisi yaratarak ve alanda bulunan oksijeni yok ederek belirli bir alanda yangını söndürdüğü belirtildi. Bu bombaların varlık nedeninin ise orman yangınlarını söndürmek için değil insan hayatını yok etmek üzere tasarlandığı bilinmektedir. Bu durum yaşam adına ciddi bir trajediyi ortaya sermektedir.

Orman yangınları onlar için servet kaybı

Orman yangınları haberlerini okurken dikkat edin, şu kadar milyon lira/dolar/euro kayıp yaşandığı vurgulanır. Çünkü kapitalistlerin değer yargıları akçelerle ölçülür, farklı bir ölçüt onlar için anlamsızdır. Ormanlar onlar için kereste depolarıdır, ilaç sanayisi için biyohavzadır, av yaptıkları avlaklardır. İsveç’in kullandığı bombaların yangını söndürebiliyor olması İsveç tarafından diğer ülkelere önerilmektedir. Oysa o bombaların insan canını almak için tasarlandıkları ise bir gerçekliktir. Sadece bu noktadan bakınca dahi kapitalizmin doğayı, ormanı, suyu, hayvanı ve elbette insanı bir araç olarak ele aldığı ve tüm bu canlıları kendi sermaye birikimi için önemsediğini anlayabiliriz. Bunun dışında kapitalizmin herhangi bir canlıya bir değer biçmesi imkânsızdır. Dünyanın her geçen gün yaşanmaz hale gelecek biçimde ısınıyor olması, ormanların yok olması, su havzalarının kilenmesi, tarım arazilerinin içine edilmesi vb. yaşamsal sorunlar kapitalizme yabancı sorunlardır. Dünyadaki yaşamın tek kurtuluşunun, kapitalizmin yok edilmesiyle ancak mümkün olacağı gerçeği, artık daha ileriden tartışılması gerekmektedir. Bu sorun insanlığın yaşamsal acil sorunlarının en başında gelmektedir.

Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi