Hasankeyf’in yaşam tanıklığı yok ediliyor

UNESCO’nun 10 kriterinden 9’unu karşılayan ve dünyanın sayılı açık hava müzesi konumunda bulunan Hasankeyf’in 12 bin yıllık yaşam belleğine ve tanıklığına yönelik devletin yıkım çalışması sürüyor. 1978 yılında Türkiye’nin Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından birinci derece arkeolojik sit alanı ilan edilen ve 1981 yılından beri de Kültür Bakanlığı, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün koruması altında bulunan Hasankeyf’e çivi bile çakmak yasakken şimdilerde devlet eliyle iş makineleri, levyeler, dinamitlerle büyük tahribata imza atılıyor. Dicle Nehri’nde de hafriyat köprüsü için yol yapılarak suyun akış yönü değiştirilerek binlerce balıkla birlikte canlıların yaşam alanı yok ediliyor. Hasankeyf ve Dicle Nehri üzerinde geri dönüşü olmayacak yıkımlar sürerken, yaşanan yıkım Hasankeyflileri belirsizlikle karşı karşıya bırakıyor. Baraj nedeniyle yıllardır kendilerine belirsiz bir geleceğin dayatıldığını söyleyen Hasankeyfliler, buranın yok edilmesi halinde asla yeni bir yaşama alışamayacaklarını dile getirdi.

ESNAF ZORUNLU GÖÇLE KARŞI KARŞIYA

Hasankeyf’te yıkım her alana yayılırken, yaşamı olumsuz etkileyen Ilısu Barajı nedeniyle Hasankeyf esnafı da ekonomik krizle karşı karşıya kalmış durumda. Baraj nedeniyle belirsizlik içerisinde olan Hasankeyf esnafı kayaların iş makineleri ve dinamitlerle tahrip edilmesi nedeniyle her an zorunlu göçle karşılaşacaklarını ve kendilerine devlet tarafından verilen yeni yerleşim yerine gitmeyi istemediklerini dile getiriyor. İlçe esnafı, anılarının ve yaptıkları işin Hasankeyf’le bütünleştiği için yeni bir yerleşim yerine alışmada sıkıntılar yaşayacakları görüşünde.

DARPHANE VE KALE İÇERİSİNDEKİ KAYALAR TAHRİP EDİLDİ

Devlet Su İşleri (DSİ) ve Hasankeyf Kaymakamlığı emriyle 12 bin yıllık kayaların ‘düşme riski’ oluşturduğu öne sürülerek Rüzgar Endüstriyel Dağcılık Firması tarafından ‘Dolgu ve Güçlendirme Projesi’ adı altında Hasankeyf kale içerisi ve Darphane bölgesindeki kayaların dinamitlerle tahrip edilmesinin ardından iş makineleriyle yıkım devam ediyor. Darphane içerisinde bulunan ve eski zamanlarda şarap yapımında kullanılan alan da tahrip edildi. Kale içerisinde ise büyük kayalar önce dinamitlerle yıkılırken ardından iş makineleriyle küçük kayalar yıkıldı. Yıkımın devam ettiği alana ise tel örgüler çekilerek tüm girişler yasaklandı.

BÜYÜK KAYA KÜTLESİNİN BİR KISMI YIKILDI

Kale içerisindeki büyük kaya kütlesinin bir kısmı ise geçen günlerde 3 gün süren dinamit yerleştirme işleminin ardından sabah saatlerinde yıkıldı. Son olarak büyük kaya kütlesi üzerinde yıkım nedeniyle kayanın kalan parçası üzerinde çatlaklar oluştuğu gözlemlenirken, kalan parçanın yıkılması halinde kale içerisindeki Küçük Saray ve Er-Rızk Camisi’nin minaresine zarar verebileceği konuşuluyor. Kayanın kalan kısmının da bayramdan sonra düşürüleceği belirtilirken, kalan kaya kütlesinin düşürülmesi halinde çarşının boşaltılacağı ve Hasankeyf esnafının durumunun ne olacağı belirsizliğini koruyor.

DİNAMİTLE YIKIMA ‘EKOLOJİK KIRICI’ KILIFINI

Dinamitler ve iş makineleriyle yıkım devam ederken sosyal medyada Hasankeyf’in dinamitlerle yıkılması görüntülerinin yayınlanması tepkilere neden oldu. Tepkiler üzerine açıklamada bulunan Batman Valiliği ise kayaların dinamitlerle değil daha önce herhangi bir yıkım işleminde duyulmayan ‘ekolojik kırıcılar’ ile yıkıldığı savunmasında bulundu. Aynı savunmayı Rüzgar Dağcılık Firması sahibi Burak Sırtaş da basına verdiği bilgilerde ‘kaya kırıcı kartuş’ kullanıldığını ve dinamit kullanmadığını iddia etti. Ancak günlerdir kalenin arka tarafında kayalar dinamitlerle yıkılmaya devam ederken ön tarafta ise yıkımın üstünü örtmek için levyeler ile yıkım işlemi yapılıyor. Yıkım yapan firmanın çalışanlarının atanamayan beden öğretmenleri olduğu iddia edilirken, çalışanların ise yıkım sırasında fotoğraf çekip, gülerek rahat tavırlarda bulunması ise dikkat çekiyor.

DİCLE NEHRİ’NDE KİRLİLİK ARTIYOR

Dicle Nehri’nde ise baraj nedeniyle kirlilik her geçen gün artmaya devam ediyor. İş makineleri tarafından hafriyat köprüsü için nehir üzerinde başlatılan çalışmalar nedeniyle nehirde binlerce balık katledildi. Nehir suyunda azalma görülürken, iş makineleri ise nehrin akış yönünü değiştirerek canlı yaşamını tehdit ediyor. Hasankeyfliler ise Dicle Nehri’nde son zamanlarda kirliliğin arttığını belirtirken, barajdan önce içme suyundan, çamaşır yıkamaya kadar tüm ihtiyaçlarını nehrin suyundan karşıladıklarını ve suyun temiz olduğunu aktardı.

TARIM VE DOKUMACILIK BİTME NOKTASINA GELDİ

Öte yandan daha önce turizm ve tarımcılık ile ekonomik olarak önemli bir konumda olan Hasankeyf’te tüm tarım arazilerinin de barajdan olumsuz etkilendiği görülüyor. Bununla birlikte Hasankeyf’te eskiden turizmden sonra en önemli gelir kaynaklarının tarımcılık olduğunu ifade eden Hasankeyfliler, sadece günde 10 kamyon meyve ve sebze ürettiklerini ve bunu Batman dışında birçok yere sattıklarını dile getirdi. Ancak şimdi ise bu ihtiyaçlarını dahi dışarıdan karşılayacak duruma getirildiklerini söyledi.

600 DOKUMA USTASINDAN SADECE 2’Sİ KALDI

Yine Hasankeyf’te ekonomik olarak önemli bir gelir kaynağının yanı sıra kültürel değer taşıyan dokumacılık ise Hasankeyf kalesinin kapatılmasıyla bitme noktasına geldi. Daha önce kale başında 600’e yakın dokumacının olduğu ve başta Batman olmak üzere bölge illerine kilim, halı gibi sadece Hasankeyf’e özgü kültürel motifleri sattıklarını söyleyen Hasankeyfliler şimdilerde ise sadece 2 dokuma ustası kaldığını ifade ediyor. Hasankeyf’teki son iki dokuma ustası ise baraj nedeniyle iş yapamayacak duruma geldiklerini dile getirirken, dokuma ustalarından 84 yaşındaki Faris Ayhan ise bir yandan sağlık sorunlarıyla uğraşırken bir yandan da Hasankeyf’in yok edilişi arasında her gün baraja rağmen dokuma dükkânını açmaya devam ediyor.

YENİ YERLEŞİMDE TOKİ EVLERİ DÖKÜLÜYOR

Yeni yerleşim yerinde TOKİ tarafından 710 evin yapımı devam ederken yapılan evlerin ise baraj nedeniyle aceleye getirildiği, özensiz yapıldığı için de dış kısımlarındaki betonların döküldüğü ortaya çıktı. Daha önce yapılan evlerde de aynı sorunların yaşandığı söylenirken, TOKİ’nin inşaat alanına çevirdiği yerde ise Hasankeyf tarihinin önemli parçaları ortaya çıkıyor. Geçtiğimiz günlerde iş makineleri ile kazı yapılan alanda Zeynel Bey Türbesi ve İmam Abdullah Külliyesinden geçtiği söylenen 600 yıllık su olukları hattı bulundu. İş makinelerinin ise bu oluklara zarar verebileceği ifade ediliyor.

ZEYNEL BEY TÜRBESİ TAHRİP EDİLİYOR

Bunların yanı sıra yeni yerleşim yerinde ise zorla taşınan 650 yıllık Zeynel Bey Türbesi etrafındaki beton bloklar iş makinaları ile yıkılıyor. Taşınma esnasında üzerinde bulunan ve ‘mavi boncuklar’ olarak adlandırılan desenler sarsıntıdan dolayı dökülürken, türbenin etrafındaki betonların kırılması nedeniyle türbenin altının tahrip olduğu gözlemleniyor. Türbenin olduğu alana girmek ise yasaklanmış durumda.

‘SİT ALANI DİYE EVLERİMİZE ÇİVİ BİLE ÇAKMAMIZA İZİN VERMEZLERKEN…’

Öte yandan Hasankeyfliler ise yıllardır Hasankeyf’in bir sit alanı olarak ilan edildiğini hatırlatarak, evlerine bir çivi bile çakmanın yasak olduğunu şimdi ise devlet eliyle sit alanı olan Hasankeyf’in taşlarının dinamitler ve iş makinaları ile yıkıldığına dikkat çekerek, yıkıma tepki gösterdi.

Kaynak: ANF