Hasankeyf’ten Sur İçine Tarih, Toplum, Kültür, Doğa Ve Kent Kırımını Durduralım Çalıştayı’nın Sonuç Bildirgesi

“Hasankeyf’ten Sur İçine Tarih, Toplum, Kültür, Doğa Ve Kent Kırımını Durduralım” çalıştayının sonuç bildirgesinde, bölgede doğa başta olmak üzere, tarihi, toplumsal, kültürel ve kentsel bir kırım ve yıkım operasyonu başlatıldığına dikkat çekildi.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) tarafından, Suriçi’nde akademisyen, şehir plancıları, milletvekilleri, sivil toplum örgütleri ve ekolojistlerin katılımıyla “Hasankeyf’ten Sur İçine Tarih, Toplum, Kültür, Doğa Ve Kent Kırımını Durduralım” sloganıyla düzenlenen çalıştayın sonuç bildirgesi açıklandı. 7 Haziran seçimlerinde, Kürt sorununun çözümü ve demokratikleşme adına çok güçlü bir irade ortaya konulduğu belirtilen sonuç bildirgesinde, Cumhurbaşkanı ve AKP hükümetinin sandıkta halkların ortaya çıkardığı iradeyi yok sayarak, Kürt halkına ve tüm demokratik güçlere karşı bir tasfiye süreci başlattığına vurgu yapıldı.

‘KENTSEL YIKIM OPERASYONU BAŞLATILMIŞ’

Sonuç bildirgesinin devamında şunlara yer verildi: “2014 sonbaharında Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK) hazırlanan çökertme planı, 7 Haziran seçimlerinden sonra devreye konulmuş, Kürdistan kentleri büyük bir yıkımdan geçirilmiş, Kürdistan’da, doğa başta olmak üzere, tarihi, toplumsal, kültürel ve kentsel bir kırım ve yıkım operasyonu başlatılmıştır.

‘KENTLER İNSANSIZLAŞTIRILMAK İSTENİYOR’

Bu operasyonlar sonucunda, Sur, Nusaybin, Cizre, Şırnak, İdil gibi bir çok Kürt kenti, içindeki tarihi ve kültürel mekanlarla birlikte yakılıp, yıkılmış, bu kentlerin tamamen insansızlaştırılması amaçlanmıştır. Kadın-erkek, genç-yaşlı binin üzerinde Kürt katledilmiş, milletvekilleri, belediye başkanları başta olmak üzere, on binlerce Kürt siyasetçi gözaltına alınarak tutuklanmış, demokratik tüm kurumlar kapatılmış, 100 binin üzerinde kamu emekçisi ihraç ve açığa almalarla işlerinden edilmiş, faşist diktatörlük, yargı, bürokrasi ve medya başta olmak üzere, yaşamın her alanında tam anlamıyla kurumsallaştırılmıştır. Halklarımıza karşı sürdürülen bu baskı ve kırım uygulamalarına karşı, mücadele etmek, uluslararası bir duyarlılık ve dayanışma yaratmak adına; Demokratik Toplum Kongresi olarak, konularının uzmanı akademisyenlerin ve sivil toplum örgütlerinin katılımı ile ‘Hasankeyf’ten Suriçine Tarih, Toplum, Kültür, Doğa ve Kent Kırımını Durduralım’ konulu bir çalıştay düzenledik.

Çalıştayda önemli konular üzerinde duruldu.

* DTK’nın şeffaf, kamuoyuna açık, meşru ve demokratik çalışmalarının sistem tarafından bilinçli bir biçimde keriminize edilerek, yoğun baskılara muhatap olduğu bir süreçte yapılan bu çalışmanın, gecikmiş, ama son derece önemli bir çalışma olduğuna dair güçlü bir vurgu yapmıştır.

* Kürt kentlerinin ve tüm doğasının yıkımına ve talanına dönük yürütülen tüm yıkım ve kırım politikaları ve uygulamalarını, Osmanlı’dan günümüze kadar yürütülen inkar, imha ve asimilasyon politikalarının bir devamı olarak değerlendirmiştir. Bütün bu politika ve uygulamaları, insanlığa, doğaya ve Kürdistan halklarının tarihi, kültürel vd. tüm ortak değerlerine karşı işlenen bir insanlık suçu olduğu tespitini yapmıştır.

* Şark Islahat Planı’nın güncellenerek, HES’ler, nükleer enerji santralleri, barajlar ve kentsel dönüşüm projeleri ile tüm Kürdistan coğrafyasının rantsal bir operasyona, talana ve ekolojik kırıma tabi tutulduğu gerçeğini UNESCO ve BM başta olmak üzere, tüm uluslararası kurum ve kamuoyu ile paylaşma, sahiplenme ve dayanışma çağrısını yapmıştır.

* Yapılan yıkım ve kırım uygulamalarının, Kürdistan halkının tarihsel, toplumsal, kültürel ve ekolojik dokusunu ortadan kaldırarak, toplumsallıktan kopartarak; bütün bir tarihi, toplumsal ve kültürel birikimini ve hafızasını tümden yok etmeyi amaçladığını değerlendirmiş; bunun, halkımızın geleceği açısından en büyük tehdit ve tehlike olduğu gerçeğine ulusal ve uluslar arası kamuoyunun dikkatini çekmiştir.

* Tarihselliğin, toplumsallığın ve var olmanın temel öznesi olan kadına yönelik her türlü şiddet, tecavüz ve toplumsal yaşamdan kopartma uygulamalarını, bu yıkım ve kırım politikalarının en derinleştirilmiş hali olarak değerlendirmiştir.

* Son süreçte Maraş Terolar’da başlayıp, Sur Cizre, Nusaybin, Şırnak, Yüksekova vb. kentlerimizde gerçekleştirilen yıkımlara paralel gerçekleştirilmek istenen zorunlu göç politikalarının ve uygulamalarının, Kürt kentlerindeki demografik yapıyı değiştirerek, asimilasyon politikalarına derinlik ve işlerlik kazandırma amaçlı olduğunu değerlendirmiş, halkımızı bu konuda bilinçli ve duyarlı olmaya çağırmıştır.

* Her türlü yıkım ve kırım politikalarını boşa çıkartacak yegane gücün, bilinçli ve örgütlü bir toplum olduğu gerçeğine vurgu yaparak; devletin topyekun yıkım ve kırım uygulamalarına karşı, örgütlenme, demokratik bir toplumu oluşturarak direnme ve mücadele etme seferberliğine çağırır.

* Tarihe, doğaya ve insana karşı uygulanan bu soykırımcı – sömürgeci politikalara karşı durmanın ve direnmenin meşru ve demokratik bir hak olduğunu, bütün bu yıkımları durdurmanın, Kürt halkı başta olmak üzere, tüm insanlığın ortak bir sorumluluğu ve görevi olduğuna vurgu yapmış; tüm ulusal ve uluslar arası kamuoyu ve demokratik kurumlara duyarlılık ve mücadeleye destek çağrısı yapmıştır.

* Sivil toplum örgütleri ve inisiyatiflerin, toplumsal vicdanın ve evrensel adaletin sesi ve savunucuları olduğu gerçeğinden yola çıkarak, bu kurumları, her türlü yıkım ve soykırım politika ve uygulamalarına karşı duyarlı olmaya, yıkımlara karşı oluşturulan halk inisiyatifleri ile dayanışma içerisinde olmaya çağırır.

* Hasankeyf’ten başlayıp, Zeugma-Halfetli’ye, Munzur’a, Terolara ve Sur’a uzanan bütün bir, doğayı ve toplumu çoraklaştırma politika ve uygulamalarını boşa çıkarmanın ve engellemenin tüm Kürdistan halkının ve yurtsever dinamiklerinin, ortak bir sorunu ve görevi olduğu gerçeğine işaret ederek; tüm Kürdistani siyasi parti, sivil toplum örgütleri, demokratik kurum ve şahsiyetlere, ulusal birliğimizi oluşturarak, birlikte mücadele etme çağrısını yapmıştır.

* İttihat ve Terakki’den günümüze; Kürdistan’da yaşayan, Kürt, Ermeni, Süryani vb. halklar ve inançlara (ibadet mekanlarına) karşı geliştirilen, soykırımcı politika ve uygulamalara paralel olarak geliştirilen demografik yapının değiştirilmesi projesinin, güncellenerek, bir kez daha hayata geçirilmek istendiğine dikkat çekmiş; Halklarımızın tarihten de dersler çıkartarak, günümüzde bir kez daha, bu politikaların tuzağına düşmeyecek bir irade, örgütlülük ve ortak mücadele ile cevap vereceğine olan inancını ve kararlılığını teyit etmiştir.

Kaynak: Dihaber