HDK Ekoloji Meclisi ve MEH: ‘Sur’da yaşayan halka sunulan 3 seçenekten hiçbiri, evlerini geri almayı içermiyor’

Fotoğraf: SERTAÇ KAYAR

Paris Komünü’nden bu yana devlet ve sermaye, işbirliğiyle kentlerimizi şekillendirmeye çalışmışlardır. Komün ayaklanmasının ardından kenti ele geçirenler binlerce işçiyi, yoksulu öldürmüş ve sonra da kenti yeniden yapmaya karar vermişlerdir. Kent merkezi yeniden düzenlenecektir. Üç amaç vardır; birincisi, kent yoksullarını yeniden kenti ele geçiremeyecekleri biçimde kentin dışına itmek, ikincisi, kentin rantını yedirecekleri inşaat sermayesine yeni alanlar açmak, üçüncüsü, kenti yeniden yaparken kentin kültürel yapısını dağıtmak, kent belleğini yok etmek. Yapmışlardır, kenti ele geçiren ordu güçleri aracılığıyla halkı zorla sürmüş ve istedikleri Paris’i yeniden inşa etmişlerdir.

Bunun gibi dünyadan pek çok örnek verebiliriz. Faşizme direnen Barcelona’nın da başına bu gelmiştir. New York, Berlin, Paris, Barselona, Atina, İstanbul ve Diyarbakır. Bu kentlerin ortak bir özelliği vardır, dünyanın ünlü kent mücadelelerinin yaşandığı yerlerdir. Bu durum sermaye ve işbirlikçi devletleri için çok rahatsız edicidir, biliyoruz.

Sur ve Hevsel Bahçeleri, Diyarbakır’ın Unesco Dünya Mirası listesinde korumaya alınmış önemli bir bölgesidir. İstanbul’un Süleymaniye ve Sulukulesi de böyleydi. Kürt halkının yoksul kesimlerinin barındığı, direniş ruhu yüksek bir yerdir Sur. Kayyum belediyesi önce ev filan bırakmadığı bölgeleri dümdüz yapmış, sonra da Bakan Özhaseki tarafından müjdelenerek plan açıklanmıştır. Üç milyar dolar ayrılmış, Sur’u yeniden inşa edeceklermiş. Sur’da yaşayan halka sunulan 3 seçenekten hiçbiri, evlerini geri almayı içermemektedir. En doğal insanlık hakları, barınma hakları ihlal edilmiştir.

“Acele kamulaştırma” denilen ve sadece savaş hallerinde yapılabilecek bir uygulama artık doğanın ve kentlerin talanında sıradan bir araç olarak kullanılmaktadır. Şimdi Lalebey ve Alipaşa Mahalleleri yıkılmaktadır. İtiraz davaları bitmeden, evine, mahallesine sahip çıkmak isteyen halkı polisi, tomasıyla zor kullanarak tutmaya çalışıp yıkımı gerçekleştirmektedirler. Tıpkı İstanbul’da Süleymaniye’de, Sulukule’de yaptıkları ve Okmeydanı, Gazi’de yapmaya başladıkları gibi.

Dedik ya kentlerin kültürel kodlarını dağıtmaya çalışmak, betonlaştırmak, insanlarını AVM’lere tıkarak dünyayı görmelerini engellemeye çalışmak hep denenmiştir. Ama bu Asi Şehirler hep küllerinden yeniden doğmuştur. Bahsi geçen dünyanın direniş ruhlu kentleri, işçileri, yoksulları dizginlenememiştir. İstanbul’un Gezi’si, Fransa ayakta hareketinin Paris’i, New York’un yüzde 99 hareketi ve tabii 80’lerde, 90’larda yaşatılan tüm acılara rağmen Diyarbakır’ın Sur’u.

Kürt halkı çok zulüm görmüştür ama bilinmelidir ki bu yaşatılan acılar, yerlerden günlerce kaldırılmasına izin verilmeyen cansız bedenler, defnedilmek için dondurucuda bekletilen çocukların bedenleri unutulmaz. Bugüne kadar yapılanlar unutulmadı, bugünküler de unutulmayacaktır. Onlar çoktan ağıt oldu, çocukların gördükleri, yaşadıkları, tıpkı 90’ların yaşananlarını dönemin çocuklarının ağzından anlatan Bildiğin Gibi Değil gibi kitap olacak, belgesel olacak. Her yeri çirkin, taklit binalarınızla, AVM’lerinizle doldursanız da unutturamayacaksınız.

Şimdi kazandığınızı zannediyorsunuz; HAYIR bitmedi, biz kazanacağız.

Ekoloji Meclisi

Mezopotamya Ekoloji Hareketi

Halkların Demokratik Kongresi