Mezopotamya Ekoloji Hareketi Eş Sözcüsü Ataş: ‘İnsanların JES’in zararlarını bilmesi gerekir’

Van’ın Çaldıran ilçesinde bulunan Ayrancılar bölgesinde elektrik üretimi yapmak amacıyla Jeotermal Enerji Santrali (JES) kurulacağının açıklanması üzerine HDP Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

Yeraltının 2 bin metre ile 4 bin metre derinliğinden 140 dereceden daha yüksek sıcaklıkta jeotermal sıvı alınacağı ve kullanıldıktan sonra bir kısmının yine yeraltına basılacağı yönünde açıklama yapılmıştı. Konuyla ilgili projenin danışmanı olan bir uzman, jeotermal kaynak sayesinde sera domatesi üretimine başlanan bölgede JES’in kurulmasının ardından hızlı bir şekilde termal otel yapımına başlanacağını açıklamıştı.

Çaldıran ilçesinin Ayrancılar bölgesinde önceki yıl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın desteği ile jeotermal enerji ile ısıtılan seralarda domates ve salatalık üretilmişti. Burada üretilen domateslerin markalaştığı ve kadınların bu seralarda çalışarak aile ekonomisine katkıda bulunduğu savunulmuştu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Bedia Özgökçe Ertan’a ne cevap verecek henüz bilmiyoruz. Van’da çalışmalarını yürüten Mezopotamya Ekoloji Hareketi Eş Sözcüsü Seher Kadiroğlu Ataş, hem Ayrancılar bölgesindeki seracılık hem de kurulması planlanan JES hakkında sorularımızı yanıtladı.

Bu proje için neden Van Çaldıran ilçesi seçilmiş olabilir? 

Türkiye’nin 5 tektonik bölgesinden birisi olan ve denizden 2000-2500 metre yükseklikte, kıtasal çarpışma ile başlayan neotektonik dönemde plato morfolojisi kazanmış Çaldıran jeotermal sahası, 2000-2001 yılları arasında yapılan etüt çalışmalarıyla sıcak su kaynakları ve sıcaklıkları  belirlenmişti. Çaldıran jeotermal sahası yine Çaldıran ovasında bulunan Kuyucak, Çubuklu, Alikelle, Kilimli, Eciler, Avcıbaşı, Sellik ve Ayrancılar köyleri arasında yer almakta. Özellikle Ayrancılar bölgesinde yapılan etütlerle suyun sıcaklığının 20-61 santigrat derece oluşu ve 2 bin metre ile 4 bin metre derinlik aralığında ve 140 santigrat derece sıcaklıkta, elektrik üretimine uygun bir potansiyel olduğu belirtilmesiyle gözler bölgeye çevrildi.

Burada üretilen domates ve salatalığın marka olduğu iddia ediliyor?

2017 yılında Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı’nın desteklediği proje kapsamında 34 bin metrekare alan üzerine kurulan domates üretiminin henüz bir markalaşma durumun olmadığı kesindir. Hedeflenen yıllık 1500 tonluk üretimin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini de hep beraber göreceğiz. Bu iddialar bugün için gerçeği yansıtmıyor, bunu diyebilirim.

Gündemdeki proje, jeotermal elektrik santrali (JES). Önceki deneyimlerden yola çıkarak jeotermal elektrik santralinin doğaya etkilerini nasıl ifade edebilirsiniz?

Türkiye’de halihazırda şahit olduğumuz bir Aydın örneği mevcut. Kurulan santralin doğaya verdiği bütün tahribatları çıplak gözle ve kısa sürede gördüğümüz bir örnek Aydın. 2007’de Aydın halkını ikna etmek için santralın sadece ısıtma amacı ile kurulacağı bilgisi verildi; ancak Aydın doğası rantçıların yüksek kâr hırsı yüzünden bugün talan olmuş durumda. Çaldıran’ın da kapitalist sistemin, rantçıların kurbanı olmaması için insanların JES’in zararlarını bilmesi gerekir. Jeotermal elektrik santrali su kalitesinde kirlenmeye neden olacaktır. Yeraltı kaynaklarından pompalanan su, boru sistemlerinden gezerek geri gönderilecek ve bu işlem sırasında içeriğindeki kükürt ve tuz nedeni ile boru içerinde etkileşime girerek suda kirlenmeye neden olacaktır. Kirlenen su tarım toprağını, içme suyunu kirletip canlıların yaşamına zarar verecektir. İnsan sağlığını da ne kadar kötü etkilediğini yine Aydın’da artan kanser vakalarından anlayabiliyoruz.

Açık sistemlerde havaya hidrojen sülfür, karbondioksit, amonyak, metan ve bor yayılacaktır. Çürük yumurta kokusuna benzer bir koku ile bölge halkı orada duramaz hale gelecektir. Aynı zamanda açığa çıkacak kükürtdioksit asit yağmurlarına sebep olacaktır. Bu yağmurlardan ağaçlar, bitkiler, göller, akarsular etkilenecek. Ve sadece Van gölünde yaşayan İnci Kefal’in yumurtlama alanı olan bölgeye bu atıkların karışmasıyla nesli tükenmekle yüz yüze gelecektir.

Havaya karışacak gazlar sebebiyle küresel ısınmaya da sebep olduğu biliniyor.

Bölgede jeotermal turizmi yapılıyor. JES turizmi nasıl etkileyecek?

JES in hayata geçirilmesi halinde bırakın turizmi oradaki insanlar, hayvanlar göç edecek, bitki ve ağaçlar kuruyacaktır. Büyük bir talanın önü açılacaktır.

JES hakkında bölge halkı bilgilendirildi mi?

Görüştüğümüz hiç kimsenin detaylı bir bilgisi yok. İnsanlara sadece bölgenin kalkındırılacağı söyleniyor, bununla rıza göstermeleri sağlanıyor ancak insanlara karşı karşıya olduğumuz doğa tahribatı anlatılmalı. Bu projenin de doğamızın, toprağımızın, suyumuzun yine devlet eliyle sermayedarlara peşkeş çekileceği ortadadır.

İstihdam sağlayacak mı?

Geçen sene başlatılan serada şu anda 50 kişi çalışıyor ve bunlardan 30’unun da kadın olduğu servis ediliyor yalnız. JES’in doğaya vereceği zararın yanında en nihayetinde topraklarından verim alamayacak, hayvancılık yapamayacak insanların iş, istihdam kandırmacasını önemsemeyeceklerini düşünüyorum. Bölgede yoğunlukla hayvancılık yapılıyor. Kirlenen toprak ve su, bitki ile beslenen hayvanını da kaybetmekle karşı karşıya kalacak insanlar. Daha da yoksullaştırılarak metropollere göç etmek tehdidi ile de karşı karşıya kalacaklar.

Kaynak: Gazete Duvar