Munzur’un Değeri – Özen Meral Uç

DERSİM COĞRAFYASINDA BARAJ SORUNUNA KARŞI

DEĞER KAVRAMI ÜZERİNDEN BİR YAKLAŞIM

Değer, tanımlaması en zor olan kavramlardan biridir. Çok büyük perspektife sahip olan, geniş kapsamlı çerçeveye sığmayacak olan bir terimdir. Sözlük karşılığına bakmak istediğimizde maddi- manevi, matematiksel ve felsefi bir bakış açısı üzerinden onlarca karşılığını görebileceğimiz bir kavramdır.

Bu çok yönlü kavram üzerinden Munzur Vadisi ile ilgili değerlendirme yapmak istememin sebebi; Açıkçası hem bizlerin hem de Dersim coğrafyasında baraj yapma konusunda ısrar edenlerin, değerden ne anladığını ve bu coğrafyaya hangi düşünsel anlayışları üzerinden nasıl bir değer atfettiklerini ortaya koymadan ciddi bir mücadele yöntemi geliştirme konusunda eksik kalacağımızı düşündüğüm için ele almaktayım.

Dersim coğrafyası ve özellikle Munzur vadisi üzerine kurulmak istenen sadece baraj ve HES projeleri değil, işletilen ve işletim izni alınan madenler, avcılık faaliyetleri vb. bütün bu ekolojik tahribat yaratan şeylerin hepsi kapitalizmin ‘’maddi değer’’ çerçevesinde gördüğü ve tabi ki devletin de her şeyin üzerinde tuttuğu ‘ekonomik değer ‘olarak atfedilen durumlardır.

Bu nedenle, Baraj ve HES meselesine devlet nezdinde bakmaya çalıştığımızda;

Türkiye yıllardır ekonomisindeki en büyük sorunun enerji olduğunu dile getirmekte ve güçlü bir ülke olmak için enerji bağımlılığını azaltması gerektiği konusunda medya ve kurumlar üzerinden başarılı bir propaganda yürütmektedir. Oysa ki, elektrik üretiminde ve tüketiminde meydana gelen sorunları iyileştirmeye dair düzenlemeler yapma konusunda ise oldukça hantal davranmaktadır. Sanayi tesislerinin ve kamu kuruluşlarının hoyrat enerji kullanımından tutun, Alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarına verilen desteğin yetersizliğine kadar… yerel ölçekte güneş panellerinin elektrik üretiminde kullanılmasına dair   yakın zamanda destekleme çalışmaları yapmaya başlamış olsa da bu alanı önemli bir enerji kaynağı olarak görmediği için ‘hızlı koşan atın…’ misali inşaat sektörünü (müteahhitleri) besleyecek baraj projelerini hızla hayata geçirmeyi tercih etmektedir.  Yani Nükleer santralin yanı sıra bütün nehir-dere ve çayların üzerinde ise hidroelektrik santrallerin kurulmasını enerji alanındaki biricik çare olarak görmektedir. Bu çerçevede Dersim il sınırları içinde 15 tane baraj ve HES projesi için harekete geçmiştir.

(İl sınırları çevresinde yapılan Pembelik, Seyrantepe, Tatar barajları ile yapılması planlanan barajları da unutmayalım.)

MUNZUR VE PÜLÜMÜR VADİSİ GENEL GELİŞME PLANI BOY KESİTİ (Tunceli DSİ İl Müd.)
KONAKTEPE BARAJI VE HES I-II PROJELERİNE DAİR KISA BİR BİLGİLENDİRME YAPARSAK;

İlk olarak 1984 yılında Konaktepe Barajı ve HES I-II ile ilgili kapsamlı keşifler, fizibilite çalışmaları ve ön tasarım işleri DSİ tarafından tamamlanmıştır. 10.09.1998 tarih ve 98/11634 sayılı Bakanlar Kurulu kararı gereğince; kesin projesinin hazırlanması ile inşaatı ve elektromekanik teçhizatının temin ve tesisi işinin Türk-ABD firmalarından oluşan bir konsorsiyum tarafından tüm finansman ihtiyacı karşılanmak suretiyle gerçekleştirilmesi öngörülmüştür.

1998 yılında “Konaktepe Konsorsiyumu” olarak bilinen yeni bir konsorsiyum oluşturulmuştur. Bu yeni grup Stone & Webster İnternational, Inc., Ata İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, VA TECH ELİN USA Corporation, VA TECH VOEST MCE Corporation, Strabag AG, Soyak Uluslararası İnşaat ve Yatırım A.Ş. şirketlerinden oluşmuştur.2001 yılında ise Konaktepe Elektrik Üretim Anonim Şirketi kimliği altında toplanmıştır.

2010 yılında avukat Barış Yıldırım,  EPDK ‘nın bu şirkete 49 yıllığına elektrik üretim lisansı verilmesine karşı, kararın iptali ve yürütmenin durdurulmasına dair açtığı davada Danıştay 13. Dairesi yürütmenin durdurulması kararına varmıştır.

Danıştay 10. Dairesi ise 06.11.2014 tarihli karar ile “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça projelerle ilgili onay ve izin verilemez.” diyerek Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yapımı planlanan 4 Baraj ve 5 HES Projesi ile Mercan Reg. HES Projesine Milli Parklar Kanunu’nun 14. maddesi çerçevesinde verdiği izin kararının iptal edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Tüm anılan Danıştay kararlarına rağmen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Danıştay kararlarını hiçe sayarak Munzur Vadisi Milli Parkı sınırlarında inşa edilmesi planlanan en büyük Baraj Projesi durumundaki Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I ile Konaktepe HES II Projesi’nin Nazım İmar Planı ile Uygulama İmar Planı’nı onaylamıştır.

Hazır OHAL ilan edilmişken bu koşullar fırsat görülerek, 13 Ocak 2017 tarihli resmî gazete de Konaktepe Barajı ile HES 1- HES 2 için Ovacık ilçesine bağlı Akyayık, aşağı Torunoba, Çemberlitaş, Güney Konak, Konaklar, Pulur, Sarıtosun, Yaylagünü ve Yoncalı mahalle ve köylerin yerleşim alanları dahil bütün bu alanlarda taşınmazların tapuda hazine adına tescil edilmek üzere maliye bakanlığı tarafından “acele kamulaştırılması” kararlaştırılmıştır.

Bir de enerji ve ekonomi meselesi üzerinden aklımıza gelen sorulardan yola çıkarak değerlendirme yaparsak;

1. Eğer devlet sadece ekonomik değer açısından bakarak dersim coğrafyasına barajlar yapıyorsa gerçekten yaptığı hesaplar doğru mudur?

Bir karşılaştırma yaparsak, örneğin Siirt ilinde Botan Çayı üzerinde yapılması planlanan Alkumru Barajı’nın yılda 1 milyar kilovat saat enerji üreteceği belirtiliyor. Maliyetinin ise 465 milyon dolara denk geldiği ifade ediliyor.

Dersim de yapılması planlanan 15 barajın hepsi yapılsa ve en üst seviyede çalışırsa yıllık elektrik üretimi 1.738 GWh ( 1 milar 738 milyon kwh ) olacaktır. Konaktepe HES 1 ve 2 santrallerinin toplam enerji öngörülen üretim kapasitesi toplam 582,99 GWh/yıl olarak ifade edilmektedir. (DSİ, 2011)

Oysaki uzunçayır barajı 322 GWh olarak tespit edilen tam kapasite üretim miktarının her yıl oldukça altında enerji üretmektedir. Bu da gösteriyor ki verilen değer tam olarak gerçek durumla örtüşmeyecektir.

Bu verilerle bile Dersim’de yapılacak ortalama 10 tane barajın bir tane Alkumru Barajı ettiğini söyleyebiliriz. Her bir santral ile barajların yapım maliyeti ve ulaşım (yeni yapılan yollar, arazinin engebeli olması nedeniyle ortaya çıkan yol yapım maliyeti vb.) maliyetleri hesaplamalarını ise EPDK ‘dan aldığımız maliyet verileriyle birlikte, kurulmuş barajların gerçekte ortaya çıkaracağı veriler ile hesapladıktan sonra net bir şekilde hesaplamak gerekiyor.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı 15. Bölge Müdürlüğü Tunceli doğa turizmi master planında (2013-2023), eğer ilimizdeki bütün Baraj HES projeleri yapılırsa ülke enerji üretimine ekonomik katkısı anlatılmıştır.

Tunceli doğa turizmi master planı 200 sayfalık raporunda, dersime yılda kaç kişinin turist olarak geldiği yok, turizmden elde edilen gelir yok, Dersim’e devlet tarafından turizme yıllık ne kadar bütçe ayrıldığı yok. Doğa turizmi çeşitleri anlatılırken trekking, yayla turizmi, botanik turizmi, kış turizmi rafting ve ayrıca tarım ve çiftlik (agro) turizmi vb. değerlendirmeleri yapılmış, fakat bunların ekonomik getirisi ve diğer illerdeki doğa turizmi karşılaştırmaları yapılarak bir değerlendirme sunulmaz iken, bütün barajlar yapılırsa ekonomiye katkısı raporda yer almıştır. Tablodaki verilerde Türkiye enerji değerleri sadece 2010 yılı üretim üzerinden değerlendirilerek Dersim’in enerji üretimindeki payı daha yüksek gösterilmektedir.  Son verilerde Türkiye’nin Hidroelektrik Yıllık Elektrik Üretimi: 70.493 GWh ‘dir. Tablo da ise 56.945 Gwh olarak verilmiştir. Oysaki ülkenin genelinde yapılmaya devam eden ve planlanan barajlar dâhil edildiğinde tablodaki %3 oranından çok daha düşük bir değerde olacağı asıl gerçektir.

Tunceli ili doğa Master planında ilde yapılacak barajların ekonomik katkısı özellikle ifade edilmişken, bu barajların Dersim’in turizm değerine vereceği zarar hiçbir şekilde ifade edilmemiştir.

Oysaki yapılması planlanan barajlar bölgenin iklimsel koşullarını ve yapılan arazi tahribatı doğal yapıları etkileyeceği için doğrudan doğa turizm etkinliklerini de yapılamaz duruma getirecektir.

(Trekking, rafting, kış turizmi, botanik turizmi, yayla turizmi, fauna gözlemciliği, foto safari vb.)

Ayrıca, bölgedeki bitki türlerinin doğal tıp -bitkisel ilaç ve çay olarak kullanımının ekonomik değeri (bu bitkilerin doğadan hoyratça kullanımından ziyade, üretilmesi için seracılık ve organik tarımın teşviki, maddi kaynakların ayrılması gerektiği üzerinden planlamalar yapılmamıştır.) ile ilgili master planlarında herhangi bir değerlendirme yoktur. Bu nedenle Dersim coğrafyasında devlet kurumlarının ekonomik değer + değerlendirmesinde ya gerçekten çok eksik olduklarını ya da ekonomik değersizleştirme üzerinden son derece bilinçli bir iş yaptıklarını ortaya koymak gerekmektedir.

Coğrafyamızın turizm değerinden bahsetmişken; Tunceli il özel idaresinin turizmi destekleme kapsamında 2015-2019 yılları arasında ilin turizm politikasının oluşturulması amacıyla tanıtım- broşür- envanter çalışması ve festivallerin yapılması içim ayırdığı bütçe 970.000 TL olarak gösterilmiştir. Yani 4 yıl için ayrılan bütçe bir milyon lira bile değildir. Oysaki Dersim Belediyesi’nin daha önceki yıllarda Munzur kültür ve doğa festivaline bir yıl içinde harcadığı bütçe bile 400- 500 bin TL civarında iken, il özel idaresinin ortaya koyduğu dört yıllık bütçe oldukça manidardır.

2. Ekolojik değeri üzerinden kısa bir değerlendirme yaparsak;

Prof. Şinasi yıldırımlı’nın 1979-1981 yılları arasında ‘Munzur Dağları Florası Üzerine Bir Araştırma’ doktora tezinde Munzur Vadisi Milli Parkı florasında, 1518 çeşitli bitki kayıtlı olup, bunlardan 43 çeşidi Munzur Dağlarına, 227 çeşidi Türkiye’ye endemik türlerden oluştuğu, Munzur Dağlarından başka hiçbir yerde bulunmayan endemik bitkiler arasında Çan Çiçeği, Erzincan Kirazı, Bindebirdelik Otu, Munzur Kekliği, Munzur Düğün Çiçeği, Dağ Çayı, Munzur Dağı Oltu Otu ve Menekşe türleri anlatılmıştır. Munzur gözelerinden 1,5 km. Aşağıda Munzur Suyunun iki yanında bölgenin karakteristik ağacı olan huş meşceresi bulunduğu, Ülkemizde ender bulunan ağaç türlerinden olan huş ’un bölgenin florasına önemli bir katkı sağladığı, Milli Parkta hâkim ağaç türü meşe ve çeşitli türleri, Vadi tabanında ve su boylarında karışık olarak karaağaç, Akağaç, kızılağaç, dişbudak, çınar, asma, huş, ceviz, yabani fındık, kavak, söğüt ve çalı türlerinden oluşan zengin bir bitki örtüsü bulunduğu ifade edilmiştir.

2014 yılında Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanter ve İzleme Projesi Kapsamında ‘Tunceli biyoçeşitliliğin tespiti için yapılan çalışma sonucunda Tunceli de 4 yeni Bitki, 7 Sürüngen, 2 Amfibi 24 Adet Kuş türü olmak üzere yeni türler kayıt edilmiştir. Ayrıca 1518 olan kayıtlı bitki sayısının en son 1580’e çıktığı resmi olarak tespit edilmiştir.  Envanter çalışması hala devam ettiği için sonucu netleştiğinde bitki türü sayısının 1600 ve üzerine çıkacağı endemik oranının ise % 18 e yükseleceği tahmin edilmektedir.

Dersim’ deki bitki çeşitliliğinin ekonomik değer dağılımının yapıldığı tabloda  %32 değerini gösteren ilk veri tıp ve bitkisel ilaç alanında kullanılabilecek bitki oranını göstermektedir. En son veri ise %23 ile alternatif tıp alanında kullanılan veya kullanılabilecek bitki oranını göstermektedir. İfade edilen bu bilgiler, Devletin ‘ekonomik değer’ bizlerin ise ‘ekolojik değer’ ve aynı zamanda insan yaşamı açısından son derece üstün bir değer olarak gördüğümüz Dersim coğrafyası biyolojik çeşitliliğinin, devlet kurumlarının karşımıza çıkardığı “üstün kamu yararı” olarak tabir edilen durumlardan daha önemli olduğunun kanıtıdır.

Ayrıca, Türkiye ormancılar Derneği’nden Besim Sertok, bölgenin geneli gibi Munzur milli parkının da İran-turan flora bölgesinde yer almasına rağmen, konaktepe baraj gölünün doğrudan altında kalacak alanlarda, mercan çayı ile Munzur çayının birleşme noktası ile baraj gövdesi arasındaki dere boyu meşçerelerinde (kendisini çevresinden açık olarak ayıran ve en az bir hektar büyüklükte olan orman parçası ), Akdeniz florasındaki türlerinden ılgın ağacı ile Avrupa- Sibirya florası türlerinden huş ağacının bazı noktalarda yan yana bulunduğunu, dünyada Munzur vadisi dışında başka hiçbir yerde bu iki ağacın yan yana bulunmadığını ifade etmiştir.

3. İnançsal değer: doğayı bizim baktığımız yerden göremeyen bir anlayışa karşı, kutsal bulduğumuz değerlerin hissiyatını anlamaya çalışmayan kişi ve kurumlara dair, nasıl bir yöntem geliştirmememiz gerektiği konusuyla ilgili ve tabi ki kutsal olarak kabul ettiğimiz Munzur’u ve buradaki birçok ziyareti korumak için neler yapmamamız gerektiği ile ilgili değerlendirmemiz de önümüzdeki yazının konusu olsun.

 

Kaynakça:

1. Tunceli doğa turizmi master planı 2013- 2023

2. Tuncel’inin karasal ve iç su ekosistemleri biyolojik çeşitlilik envanter ve izleme projesi sonuç raporu (2014- Ankara)

3. Tunceli İl özel idaresi 2015-2019 stratejik plan

4. http://www.konaktepe.com.tr/Content.aspx?cid=2

5. http://www.hurriyet.com.tr/baraji-3-yilda-bitirecek-maliyeti-285-milyon-dolar-asagi-cekecek-16525570

6. http://www.peyzajmimoda.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=4533&tipi=2&sube=0

7. http://www.enerjiatlasi.com/hidroelektrik/