Orman Yangınları Üzerine – Güner Yanlıç

Orman yangınlarını değerlendirirken ormanın tarihsel ve kültürel bir varlık olması, milyonlarca yıl yaşamlara ev sahipliği yapması bilincinden uzak olduğumuz için yanlışlık ve eksikliklere düşüyoruz. Bu nedenle orman nedir ile başlamak doğru olur kanısındayım.

Orman, belirli yükseklikteki ve büyüklükteki çeşitli ağaçlar, çalılar, otsu bitkiler, mantarlar, mikroorganizmalar, böcekler ve hayvanlar bütününü içeren, topraklı alanda genellikle doğal yollardan oluşmuş bir kara ekosistemidir.

Bir alana dikilen fidanların orman vasfı kazanabilmesi için de, dikilen fidanların belli bir süre sonra insan eliyle ağaç dikilmeden kendiliğinden artması ve bir eko-sistem oluşturması gerekiyor. Hal böyle olunca iyi niyet ya da bilinçli dikilen yöreye uygun ( Endemik ya da Kültürel dokuya uygun ) olmayan fidanlar yeşil bir alan olmaktan öteye gitmez ve bir süre sonra kendiliğinden kurur. Çoğu kez bu tür fidan dikimleri ormanlaşma olarak lanse edilse de bu kandırmacadan öteye gitmez.

Orman yangınları konusunu araştırırken çok ilginç bilgilere de ulaştım.

Misal her şeyin başı eğitim deriz, oysaki Milli eğitim bakanlığı müfredatta gayet iyi anlatıyor bu konuyu ama ezberci müfredat ve Milli Eğitim Bakanlığının eğitimini desteklemeyen bir sistem karşımıza çıkıyor.

Diğer ilginçlik diyanet sayfasından; yangınların nedenlerindenolan doğal nedenlere hiç yer verilmemesi. Daha ilginci ‘Yol yapmak kasten yangına sebebiyet verme nedeni olarak açıklanmakta.

Aslında orman yangınlarını altı başlıkta değerlendirebiliriz. 

1.Doğal nedenler

Yanardağ patlamasıYıldırım düşmesiAğaç reçinesinin güneşte yanmasıKüresel iklim değişikliğine bağlı olarak artan Aşırı sıcaklıklar. İklim değişikliği; zaman içerisinde orman aşırı sıcak yada diğer doğal nedenlerden dolayı bir öz savunma geliştirir. Ama hızla değişen iklim değişiklikleri ve küresel ısınmadan kaynaklı sıcaklık artışı ormanların adaptasyon sürecinden daha hızlı ilerler. Bu İklimsel değişimlerden kaynaklı ılımanlaşan karasal iklimli illerde otların çayırların çok yağmur alması nedeniyle fazlaca büyümüş ve hayvancılık olmadığı için de yangın riski yükselir.

2.İnsani nedenler

Ormana sönmemiş sigara, kibrit atılması, güvenlik tedbiri almadan ateş yakılması,

Orman içinde ve kenarında çöplerin yakılarak imha edilmesi sırasında,

Arı kovanlarının tütsülenmesinde kullanılan ateşin ormana söndürülmeden atılması,

Piknik amacıyla, yemek pişirmek su ısıtmak amacıyla yakılan ateşlerden,

Elektrik tellerinin kopmasıyla, bakımsız trafoların çıkardığı kıvılcımlardan,

Trafik kazalarında yanan araçlardan, Yerleşim yeri, 

Tarla veya otlak kazanmak gayesiyle Ormanda yapılan kanunsuz işleri ört bas etmek,

Destekleme almak adına ormanı yakıp meyve fidanları dikmek. 

Yabani hayvanları ve tarım zararlısı sayılan haşereleri uzaklaştırmak gibi nedenler.

3.Güvenlik politikasından kaynaklanan nedenler

Karakolların tüm yasalardan üstün olan kendini koruma adına ve hiçbir yaptırım ve denetime açık olmadan kendisine tanınan bu hak ile kendi etrafındaki alanları sızmalara karşı ağaçlarını yakarak güvenliğini sağlamasıdır. Burada bir sınır ve kaygı yoktur. Çıkan yangın ve şansı nerde nasıl durursa artık. Yine karakol sakinlerinin Ateşli silah ve çatışma tatbikatları sırasında, havai fişeklerin ormana düşmesiyle,

Kırsal ya da ormanlık alanlarında ise yangına müdahale izni de güvenlik gerekçesiyle imkânsız hale gelmekte, izinsiz yangın söndürme çalışmaları suç sayılmaktadır.

En basiti Lice bölgesinde keneviri tarlaları yakılıyorken onlarla beraber orman yangınlarının çıkması ve orman işletmenin yangın söndürmek adına kılını kıpırdatmaması, belediye ekiplerinin de girmesine izin verilmemesi. Yangınların söndürülmesi ve büyümemesi adına köylü ya da halkın müdahalesinin de yasak olması gibi durumlar çokça yaşanmakta.

4.Tarım politikasından kaynaklı nedenler

Anızların yakılması. Özellikle orman alanlarına yakın ya da ormanlık alanların içindeki tarım arazilerinde yapılan bilinçsiz ve mecburi bir yangın yöntemidir.

Çiftçinin sistem içerisinde var olabilmesi için iki ürün alması öngörülür ve desteklemeler buna göre verilir. Daha doğrusu tarım politikası bunu söyler ve bakanlıkta uygulatır.

Daha önce tek ürün alan çiftçi anızları yakmaz hasattan artan anızlara hayvan sürüleri bırakılırdı.

Başka bir yöntemde yapılan hayvancılık faaliyeti için anızlar saman olarak toplanırdı. Böylece anız değerlendirilmiş olur ve yakılmasına gerek olmazdı. Kalan anılarda toprağın nadassüresinde yağmurlarla toprağa düşer çürür ve yeni ekim döneminde toprağı beslerdi.

Anızlar yağmuru tutarak toprağın suyu emmesine yardımcı olup 1 cm toprağın 300-1000 yıl arasında olduğu bilinirse heyelan ile bu toprağın gitmesini de önler, sel oluşmasını önlerYine anızlar yağmurları absorbe ederek yağmur suyunun toprağı taşımasının önüne geçer ve toprağın suyu emmesine yardımcı olurdu.

Hayvancılığın bitmesi ile saman olarak kullanılamayan anızlara çiftçi tarlalarda yangınlar çıkararak çözüm bulmaktadır. Tabi kapitalizmin betonu bulmasından önce evsel malzeme olan kerpiç yapımında kullanımı ve evlerdeki şöminelerde yakacak olarak kullanımı da önemli idi. Hal böyle olunca saman yada anızların kullanım alanları azaldıkça yakılması bir yükmüş gibi düşünülmesi de bütüncül bir kapitalist paradigmanın uzantısıdır.

Hasat döneminde biçerdöverler başağın hemen altından alarak ürünü daha ucuza biçer eğer dibe yakın bir yerden biçerse bu da maliyeti artırdığı için çiftçi de üstten kestirerek tasarruf ettiği düşüncesine kapılır. Oysaki anızlarla birlikte toprağı besleyen onlarca canlı ve mikroorganizma yok olur ve sistemin kimyasal gübresine mahkûm kalır ki bundan kaynaklı gübre maliyeti bile anızı biçme maliyetinden daha yüksektir. Uzun vadede bunu fark edecek ama iş işten geçecektir. Hal böyle olunca çiftçi anı yakmaya devam edecek ve beraberinde ormanlarda yok olacaktır.

5.Hayvancılıkla ilgili nedenler 

Her ne kadar hayvancılık konusu tarımın alt başlığı olsa da anlaşılması açısından bu başlık önemlidir o yüzden açmak gerekir.

Gezen tavuk günlük literatürümüze Endüstriyel Tarım politikalarından dolayı girdi. Eskiden öyle bir tanım yoktu ki hepsi gezerdi. Endüstriyel tarım politikalarından dolayı az gezsin kilo alsın mantığıyla tavuklar kafeslere hapsedilirdi. Ki hala öyle.

Kaçak ve bilinçsiz avcılığın yıllarca yapılması buna göz yumulması ve cezai müeyyidelerin hantal ve caydırıcı olmama ile Ormanlarda; ceylanlar, keçiler, tavşanlar cirit atar otlanır uzun olan çayırlarda beslenir bir nevi çim makinası görevi görür yangınlar çıksa bile yayılmazdı.

Artı kır yaşamının temel geçim kaynağı olan hayvancılık Koçerlerce yapılırdı. Koyun, keçi ve inek sürüleri dolaşır bu otlaklarda beslenirlerdi. Bunlarda uzamış, kuruyunca yangına sebebiyet veren otları biçerlerdi. Güvenlik bölgesi ya da yasaklı bölgelerde Koçerlerin girmesine, hayvanlarıotlatmalarına izin verilmemesi de orman yangınlarındaki artışa neden olur.

6.Ekonomik nedenler

Türkiye de inşaat, turizm ve madencilik sezonu ve bu sektörlerdeki çalışmalara paralel başlayan bir orman yangınları sezonu ve nedenleri vardır.

İmara açma en önemli yangın nedenlerindendir. Maden,turizm ve inşaat şirketlerinin girebilmesi, sömürebilmesi için gereken izin yasalarla alınamazsa yangın en geçerli yöntemdir. Bodrumda, Sürmene Çayburnu2nda Katar emiri gibi sermayedarlara arazi tahsis etme, canlı yayında izler gibi hepimizin gözleri önünde orman yangınları çıkarır, alanın orman vasfını yitirmesine sebep olup sömürebilmeleri için kullanma hakkı elde etmeleri sağlanır.

Yol ve benzeri inşaatlarda patlayıcı maddeleri ateşleyecek fitilin otları tutuşturmasıyla, Kireç ve kömür ocaklarının yakılması sırasında çıkan yangınlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Endüstriyel Tarım, Güvenlik. Ekonomik ve Hayvancılık temelli politikalarda bir an önce değişikliklere gidip düzenlemeler yapılmalı. Geçim ekonomisi desteklenmeli,güvenlik politikaları masada birliktebarışık temelde düzenlenmelidir. 

Türkiye’nin Batısında Ticaret, Doğusunda ise Güvenlik gerekçeleri orman yangınlarının kılıfı olmamalıdır. 

Her yıl tekrarlanan rutine bağlanan yangınlara hazırlıklı olmalıyız. Bizler yangınlar döneminde kurumları göreve çağırmaktan, onlarda kör, sağır ve dilsizi oynamaktan vazgeçsin. Şimdiden iktidar politikalarını değiştirsin kurumlarda hazırlıklarını yapıp öyle bir gün için hazırlıklarını yapmalıdırlar.

Doğa ve insanlara meta gözüyle bakmaktan vazgeçmelidir. Doğadaki çeşitlilik birbirini besler, büyütürbunun farkına varılmalıdır. Zeytinlik, mera ve ormanlık alanlardaki yangınların inşaat, maden ve turizm sezonuna denk düşmesi tesadüfüne inanmayacak kadar aklıselim bir toplum olduğumuz bilinmeli ve kimse aklımızla oynamasın.

Ve artık ormanlar yanmasın.