Rojava’da bir köy: Emek, doğal yaşam ve takas alışveriş

DÊRIK – Rojava’nın Koçerata köyünde yaşayan kadınlar, doğal yaşamlarını bozmamak için geleneksel yöntemlerle üretim yapıyor ve alışverişi takas usulü gerçekleştiriyor. Kadınlar “kültürümüzü ancak böyle koruyabiliriz” diyor.

Rojava’nın Cizîre Kantonu’nun Dêrîk kentine bağlı Koçerata köyünden kadınlar emek ve doğal üretimi esas alarak yüzyıllardır sürdürdükleri geleneklerine devam ediyor. Doğal üretim ve tüketimi esas alan kadınlar “Kültürel asimilasyon karşı kapitalist üretim ilişkilerinden uzak durduklarını” söylüyor.

Koçerata’nın en büyük özelliklerinden biri de paranın nadiren kullanılması. Köyde kadınlar ihtiyaçlarını takas usulü ile karşılamayı esas alıyor. Geleneği geleceğe alternatif bir model olarak devam ettiren kadınlar, yaşamlarının bu şekilde daha güzel devam ettiğine inanıyor.

‘Her ihtiyacımızı doğa bize veriyor’

Tarım, hayvancılık ve kilim dokuma işini yapan köylülerden Nazê Mihemed, bütün ihtiyaçlarını doğadan karşıladıklarını belirtiyor. Yaptıklarını “eskiye dönüş” olarak değerlendiren Nazê, “Koyun yününden elbise yapıyorduk. Öncelikle yünümüzü temizliyor ardından da bir yere beklemesi için koyuyorduk. İhtiyaç olduğunda yünlerimizi çıkarıyor çorap, lif ve yastık kılıfları yapıyorduk. Böylelikle ihtiyacımızı karşılayabiliyorduk” diyor.

‘Kültür kadının emeği ile canlı tutulabildi’

Kültürün kadının emeği ile bu günlere kadar canlı tutulabildiğini vurgulayan Nazê, “Doğru adımlar atmak istiyorsak kültürümüzü korumamız gerekiyor. Yaptığım ürünler satmak için değiller. Kültürün korunması içindir. Bir yandan çorap, kilim ve lifimi kendim yapıyorum bir yandan çocuklarıma öğrenmeleri için gösteriyorum. Kadınlar güç ve iradeleri ile tarihi kültürümüzü yaşatıp gelecek nesillere aktarabilirler” diye belirtiyor.

‘Kültür yaşam gerekçemiz’

Rebîa Şawîşê’de geçmişte kadın icadı olan aletlerin bugünde kullanılması gerektiğine inanıyor. Rebîa, “Bizler buğdayı el değirmenimiz ile öğütüyoruz. Hayvanlarımız için arpa öğütüyoruz. Bütün ihtiyaçlarımızı doğadan ve emeğimiz ile elde ediyoruz. Örneğin suyumuzu halen kuyudan çekiyoruz. Kuyu suyu daha sağlıklıdır. Eski kültürümüzü kapitalizme karşı korumamız gerekiyor. Çünkü kültür yaşama gerekçemizdir” diyor.

Kaynak: Gazete Sûjin