Tarım niçin bitiriliyor? – Yusuf Gürsucu

Türkiye’de özellikle zeytinlikler üzerinden açıkça ortaya çıkan tarımsal üretim düşmanlığı, gemi azıya almış biçimde hız kesmeden sürüyor. Düşmanlık derecesine varan tarımsal üretimlerin kısıtlanması çabalarının mutlaka birçok nedeni olmalı. Özellikle köylünün üretiminden elde edilen vergisel gelirler, devletin bugünkü yapısını pek ilgilendirmiyor. Çünkü onlar gelen vergileri yeni otoyollar, yeni liman, yeni kentsel dönüşümler, yeni havalimanları vb. yatırımlar üzerinden dönen akçeli al gülüm ver gülüm işleri için kullanırken, köylüden gelen vergiler devede kulak.

Bu nedenle köylüyü ‘önemsiz yurttaş’ düzeyinde gören anlayış, tarım üretimlerini endüstriyel biçimde sürdürecek olan tarım tekellerine devretmek istiyor. Bu nedenle de köylüyü tarım üretiminin dışına itip göçe zorlayarak, kırsaldan uzaklaştırıp kent varoşlarında sermaye için ucuz iş gücü haline getirmek, köylü gençliğini ise vatan millet söylemleri ile savaş politikalarının birer şehit unsuru yapmak, çok yönlü amaçların görünen yüzü. Diğer yandan ise zeytinlik alanların ve meraların maden ve enerji şirketlerinin hizmetine koşmak amacıyla yine kırsaldan çiftçileri kovmak amaçlanıyor.

Büyükşehir yasası ile binlerce köy, mahalle haline getirilerek, imar ve sanayi yatırımları için alan yaratmışlardır. Ancak bu da yetmemiştir. Bu nedenle halen köy olan ve köy yaşamı süren bölgelerde tespit ettikleri maden sahaları ve RES’ler gibi enerji sahaları için köylüleri bu alanlardan kovmanın en kolay yolu onu aç bırakmaktır. Örneğin Doğu Karadeniz’de çay ve fındık üretimlerinin bir kısmını maden ve enerji sahaları için yok etmek bir kısmını da çay ve fındık tekellerinin eline teslim etmek amacıyla politikalar üretilmektedir.

Tarım ürünlerinde gümrüksüz ithalat dönemi!

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, ‘enflasyonun düşürülmesi’ amacıyla buğday ve diğer tarım ürünlerinin sıfır gümrükle ithal edilebilmesini sağlayan düzenlemenin uygulamaya girdiğini açıkladı. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci de, ‘Gıdada Türkiye’de üretimi korumak şartıyla’, spekülasyonu engelleyecek şekilde ithalat vergilerindeki yüzde 70-130’dan yüzde 20-30’a düşüşün bugün-yarın gerçekleşeceğini ifade etti. Enflasyonu bu yolla düşürmeye kalkışmak yakın gelecekte gıda fiyatlarının kontrolden çıkmasını sağlayacağını iktisat fakültesinin 1. sınıfında okuyan öğrenci dahi bilir. Bunun göstermelik bir gerekçe olduğu belli iken Zeybekçi’nin söylemi ise bizim iddialarımızı doğrulamaktadır.

Türkiye’de üretimi korumak şartıyla sözüyle amaçlarını gösteriyorlar. Sizler Zeybekci’nin sözünden Türkiye’de tarımsal üretimlerin asla korunmayacağını anlayın. Ürettikleri tüm politikalar bizlere bunu göstermişti. Demokrasi dediler diktatörlük ortaya çıktı, insan hakları dediler insalık yerlerde sürünüyor, Kürt sorununu çözeceğiz dediler Kürt halkına kan kusturmaktalar, taşeronluğu bitireceğiz dediler, işçiyi kiralık birer ‘mal’ haline getirdiler ve tazminatlarına göz koydular, çevrecinin daniskasıyız dediler tam bir ekolojik felaket yarattılar, elbette bunlara benzer yüzlerce şey sayılabilir. Aldıkları kararların zamanlaması ise manidardır. Gümrüksüz ithalat kararı buğdayın hasadına denk düşürüyor olması ve mevsim olarak birçok üretimin hasat dönemine giriliyor olması aldıkları bu kararın üreticileri zor duruma düşüreceği belli. TBMM komisyununda görüşülen ‘zeytin yasası’ geri çekildi ancak bunun taktiksel bir geri çekilme olduğu Bakanın söyleminden anlaşılıyor. Bu karardan asla vazgeçmeyecekler. Bunun yanında meraların ve kıyıların yağmalanmasına hizmet edecek olan yasa tasarısı ise komisyonun gündeminde ve en kısa sürede AKP’nin meclisi haline gelmiş olan TBMM’de onaylanması bekleniyor. Tabiki zeytine gösterilen duyarlı tepki ortaya çıkmaz ise!

Her şeyi mücadele belirleyecek!

Fındık fiyatları üzerine birçok tezgah dönüyor. Şu an ortalama 9 lira olarak açıklanmış olan fındıkta ürün toplandığında 6-7 lira fiyatlarla üreticilerin yüz yüze kalma olasılıkları çok yüksek. Çay da durum daha da vahim. Hiç düşündünüz mü organik çay üretimine geçiş niçin 2018 yılına ertelendiğini. Hazırlık yapıyorlar tek nedeni bu. Neye hazırlanıyorlar derseniz organik çay üretimi zorunluluğu başladığında rekolte en az yüzde 60-70 azalacak. Şuan Türkiye’de çay tüketimi yapılan üretimle zaten karşılanayamıyor. Bu durumda Lipton başta olmak üzere çay sanayicileri ve ithalatçılar çayı gümrük vergisiz ve kaçak olarak değil yasal olarak getirmeye başlayacaklar. Bununla birlikte hem fındık alanlarının hem de çaylıkların el değiştirme süreçleri hızlanacak. 10 dekardan küçük bahçeler üretim alanı olmaktan çıkarılıp, tarımsal desteklerden mahrum bırakılacak. Dolayısıyla tarım yapamayan çiftçi arazisini satıp zaten bir ayağı metropollerde olan yaşamına devam etmekten başka bir seçeneği kalmayacak.

Benzer politikalar tüm Türkiye coğrafyasında yaşanırken bu durumu ancak halkın mücadelesi değiştirebilir. Bunun en güzel örneğini zeytinliklerin yok edilmesini sağlayacak olan yasaya karşı ortaya çıkan kararlı mücadele kanıtlamıştır. Başkaca bir yol ise gözükmüyor…

Kaynak: Özgürlükçü Demokrasi