Trump, gezegenin ateşini yükseltecek – Pelin Cengiz

Nobel ödüllü ekonomist Paul Krugman, “İklim değişikliğiyle mücadelenin neden engellendiğini anlamak istiyorsanız, paranın kimde olduğuna bakın” diyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın, Paris İklim Anlaşması’ndan çekildiğini açıklaması, Krugman’ın bu sözünün haklılığını bir kez daha ortaya çıkardı. İklim değişikliğiyle mücadele eninde sonunda gelip yine zenginle yoksulun, gelişmiş ülkelerle gelişmekte ülkeler arasındaki ayrışmanın mücadelesine dayanıyor.

Aslında görünen köy de kılavuz istemiyordu, Trump bütün seçim kampanyası boyunca iflah olmaz bir iklim değişikliği inkarcısı olarak, bugünlerin geleceğini açıkça hissettirmişti. Trump, seçim kampanyası süresince ABD Başkanı olduktan sonra 100 gün içinde ülkenin kömür endüstrisini geliştirmek adına anlaşmadan çekileceği vaadinde bulunmuştu.

Trump, ABD seçimlerinde 63 milyon oy toplayarak seçimi kazanmıştı. Bir anlamda 63 milyon kişinin seçtiği bir siyasinin 6,5 milyar insanın hayatını etkileyecek bir karar veriyor olması de işin tuhaf kısmı…

Geçen yıl Washington Post’a verdiği röportajda, “İklim değişikliği üzerindeki insan etkisine inanmıyorum” ifadelerini kullanan Trump, iklim değişikliğinin insan faaliyetlerinden kaynaklandığı yönündeki bilimsel bulguları da defalarca “kurgu” olarak nitelendirmişti. Trump, başkan adayı olmadan önce iklim değişikliğinin Çinliler tarafından uydurulduğunu belirtmiş ve “durması gereken bir saçmalık” demişti.

Donald Trump, seçilmesinin hemen ardından açıkladığı ilk 100 günlük eylem planında Paris İklim Anlaşması’nı feshedeceğini, BM iklim değişikliği anlaşmalarına aktarılan milyarlarca dolarlık ödemeyi keseceğini, Environmental Protection Agency’nin (Çevre Koruma Ajansı) düzenlemelerine kısıtlama getireceğini, kömüre dayalı enerji üretiminin azaltılması hedeflerini içeren Climate Action Plan (İklim Eylem Planı) ve Clean Power Plan’i (Temiz Enerji Planı) tanımayacağını duyurdu.

Nitekim, tanımadı da… Başkanlık yemin töreninin gerçekleştiği dakikalarda Obama döneminde kabul edilmiş planlarla ilgili sayfalar uçtu, yerine Trump’ın hedeflerinin anlatıldığı An America First Energy Plan (Önce Amerika Enerji Planı) sayfası geldi, Climate Action Plan’ında devre dışı bırakıldığı yazıldı. İklim değişikliğiyle ilgili verilen referansların hepsi siteden silindi.

Gelinen noktada Trump’ın Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi ne anlama geliyor, gelecekte neler olabilir 10 maddede özetleyelim:

  • Madde 1: Bu anlaşma, küresel ısınmayla dünya çapında mücadele edilmesi ve önlemler alınması için atılmış en önemli uluslararası adımlardan biri. Anlaşmanın iklim değişikliğiyle küresel mücadele için yeterli olmadığı eleştirileri getirilse de, burada esas önemli olan ülkelerin verdiği sözlerden çok eylemleriydi. Kyoto Protokolü’nün yerini alan Paris Anlaşması, Kyoto’dan radikal olarak farklıydı. Nedeni ise, Kyoto, sera gazı emisyonlarını azaltmayı başaramamıştı, bu anlaşmada ise bütün ülkeler iklim eylem planlarını ortaya koyduğu için siyasi bir irade içeriyor. İklim değişikliğine neden olan sera gazı emisyonlarının azaltılması ile küresel ısınmanın en fazla 2°C ile sınırlandırılmasını öngören Paris Anlaşması’nın yürürlüğe girmesi için küresel emisyondaki payı en az yüzde 55 olan, 55 ülkenin onayı gerekiyordu. Bu şart, 2016’da küresel emisyonların yüzde 56.75’inde sorumlu 72 ülkenin onay vermesiyle sağlandı.
  • Madde 2: Bu karar, dünyada atmosferi en çok kirleten ikinci ülke olan ABD’nin 2025’e kadar karbon emisyonunu üçte biri kadar azaltma taahhüdünden vazgeçmesi anlamına geliyor ve daha “ateşi daha yüksek” bir geleceğe işaret ediyor. Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısında, “Amerikalılar için kötü bir anlaşma” dese de, bazı belediye başkanları çalışmalarına devam edeceklerini ve dolayısıyla anlaşmaya bağlı kalacaklarını ilan etti. Bazı eyaletlerin verdiği emisyon azaltım hedefleri ABD’nin anlaşmadan çekilmesinden etkilenmeyecek. Mesela, California, emisyonlarını 2030’a kadar 1990’a kıyasla yüzde 40 azaltacak. Massachusetts, New Hampshire ve New York 2050’ye kadar emisyonlarını 1990 seviyesinin yüzde 80 altına indirecek. New York Belediye Başkanı Bill de Blasio, “New York’un, Paris Anlaşması’na bağlılığının devam etmesi yönünde bir kararname imzalamayı planlıyorum” dedi. Arada, fire verenler de yok değil. Los Angeles Belediye Başkanı Eric Garcetti, “Eğer Beyaz Saray Paris İklim Anlaşması’ndan çekilirse, biz onu Los Angeles’ta onaylayacağız” dedi.
  • Madde 3: Amerika, bu kararla birlikte anlaşmaya imza atmayan Suriye ve Nikaragua gibi ülkelerle aynı sınıfa girerken Trump, “Amerika Paris Anlaşması’na yeniden dahil olmak ya da Amerika’ya karşı daha adil şartlar içeren bir anlaşmayla ilgili görüşmelere başlayacaktır” dedi. Yine de, ABD’nin anlaşmadan çekilmiş olmasının moral liderlik açısından bir anlamı var. ABD, bu kararla birlikte küresel ısınmayla mücadelenin liderliğini yapmaktan vazgeçiyor. Bunun olumsuz etkileri mutlaka görülecek. Zaten iklim mücadelesinde isteksiz görünen ülkeler düşünüldüğünde, anlaşmanın hedeflerinin yerine getirilmesi çok daha zor olacak. ABD, gelişmekte olan ülkelerin de artan sıcaklıklarla mücadele etme çabalarının en önemli mali ve teknolojik destekçileri arasında yer alıyor.
  • Madde 4: Trump’ın BM’ye yazacağı kısa bir mektupla ABD’nin anlaşmadan ayrılması yeterli olacak. Ancak anlaşma hükümlerine göre, Trump’ın, Paris Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinin üzerinden üç yıl geçeceği 4 Nisan 2019’a kadar bu mektubu göndermesi mümkün değil. Bu mektubun ardından ABD’nin anlaşmadan ayrılması için bir yıl daha beklemesi gerekecek. O da, bundan sonraki başkanlık seçimlerinden bir gün sonrasına denk gelen 4 Kasım 2020 tarihine rastlıyor. Bu durumda Trump, kampanya vaadinin yerine geldiğini ya ikinci kez başkanlık koltuğuna oturması halinde, ya da o koltuğu boşalttıktan sonra görecek.
  • Madde 5: Paris Anlaşması’nın New York’taki imza töreni sembolik anlamlar taşıyan bir imza töreniydi. BM tarihinde tek seferde en fazla sayıda ülke tarafından imzalanacak uluslararası anlaşma olması açısından da önemi var. Çok sayıda devlet liderlerinin bizzat katılarak ya da temsilci göndererek töreni önemsemesi de iklim adına sembolik bir gün olarak tarihe geçti. Dönemin Fransa Devlet Başkanı François Hollande anlaşmaya ilk imzayı atan devlet başkanı olmuştu. Nitekim, dünya liderlerinden Trump’a ilk tepki gösterenlerden biri Fransa’nın yeni Devlet Başkanı Emmanuel Macron oldu. Macron, “ABD, bu akşam dünyaya sırtını dönmüştür” dedi. Tüm dünyadan tepkiyle karşılaşılan kararla ilgili Trump, “anlaşmayı yeniden görüşelim” dese, Almanya, Fransa ve İtalya anlaşmanın tekrar müzakere edilmeyeceğini duyurdu. Ayrıca, İsviçre, Finlandiya, Danimarka, Norveç ve İzlanda liderleri de kararı kınayan açıklamalara imza attı.
  • Madde 6: Kararın hemen arkasından Beyaz Saray’ın danışmanlar kurulunda yer alan SpaceX ve Tesla Yönetim Kurulu Başkanı Elon Musk ve Disney Yönetim Kurulu Başkanı Bob Iger, bu görevlerinden istifa ettiklerini açıkladı. Musk, Twitter’dan yaptığı açıklamada, “İklim değişikliği gerçektir. Paris’ten ayrılmak ne dünya, ne de Amerika’nın yararınadır” derken, Iger, “Gezegeni korumak ve ekonomik büyümeyi ilerletmek, geleceğimiz için kritik önemdedir. Birinin olması, diğerinin olmayacağı anlamına gelmez. Başkanın kararıyla kesinlikle hemfikir değilim ve danışmanlar kurulundan ayrılıyorum” ifadesini kullandı.
  • Madde 7: Trump’ın bu kararı aslında bir yandan da dünyanın geri kalanı için iklim mücadelesinde safların sıkılaşmasına da yardımcı olabilir. Bunu elbette zaman gösterecek. Zira, Avrupa Birliği ve Çin’in Trump’ı kararından vazgeçirmek için uğraşması, Almanya ve Fransa’nın başını çektiği Avrupa bloğunun kararlılığı, hatta gezegeni en fazla kirletenlerden Çin’in bile ABD’nin anlaşmadan çekilmesini “küresel bir gerileme” olarak nitelendirmesi daha kararlı bir mücadeleyi tetikleyebilir.
  • Madde 8: Paris Anlaşması, tüm AB üyeleri, Hindistan ve Çin dahil 147 ülke tarafından onaylandı. Trump koltuğuna oturduğundan bu yana İspanya, Küba ve Filipinler gibi 26 ülke anlaşmayı onayladı. Paris Anlaşması, küresel anlamda hem yenilenebilir enerji yatırımlarının artışına, hem de kirli enerjilerden çıkış sürecinin başlamasına vesile oldu. Yenilenebilir enerji yatırımlarında Çin, ABD’yi geçerek en büyük yatırımcı oldu. Çin, bu alanda ABD’nin iki katından fazla yatırım yaptı. Çin, Trump’ın seçilmesinden hemen sonra Ocak 2017’de, 2020’ye kadar yenilenebilir enerjiye 361 milyar dolar ayıracağını açıklamıştı.
  • Madde 9: Anlaşmadan tümüyle çekilmekten yana olan Trump’ın iklim inkarcısı Baş stratejisti Stephen K. Bannon, Çevre Koruma İdaresi Başkanı Scott Pruitt ve Beyaz Saray Hukuk Danışmanı Don McGahn’ın etkilediği belirtiliyor. Bannon’un, Pruitt ve diğer destekçilerle birlikte ABD’nin anlaşmada kalması halinde bunun ülke ekonomisine getireceği zararları gösteren rakamlar ve belgelerle dolu dosyaları Trump’a ilettiklerine dikkat çekiliyor. Diğer yandan, Trump’a oy vermiş Amerikalılar, sonuçlarının ne olacağının farkında bile olmadan, Trump’ın kararını sevinçle karşıladı. Bu seçmen kitlesi nezdinde Trump’ın gücünü de gösteriyor.
  • Madde 10: Trump, iklim inkarcılığını sonuna kadar sürdüredursun, gezegen ısınmaya, iklim değişikliğine bağlı felaketler meydana gelmeye devam ediyor. Trump’ın anlaşmadan çekildiğini duyurduğu saatlerde Antartika’dan 5 bin kilometrekarelik bir buzul parçasının kopmak üzere olduğu belirtiliyordu. Trump’a sormak lazım, bu da mı iklim değişikliği değil?

Kaynak: Artı Gerçek