‘Yasak bölge’ uygulamaları köylüleri zorluyor

HAKKARİ – Hakkari’de “yasaklı bölgelerde” çeşitli otlar toplayarak geçimlerini sağlayan yurttaşlar, zorluklarla ulaştıkları alanlarda ölüm korkusu yaşadıklarını dile getirdi. Köylüler, geçimlerini sağladıkları yayla, mezra ve dağ yamaçlarındaki yasakların kaldırılmasını istiyor.

Hakkari’de birçok köy, mezra, yayla ve dağlık alana getirilen “yasak bölge” binlerce yurttaşı ekonomik olarak mağdur ediyor. Baharla birlikte kırsal kesimlerde, yayla ve dağ eteklerindeki çeşitli otları toplayarak geçimlerini sağlayan yurttaşlar, ölüm riskine rağmen “yasaklı bölge”lere gidiyor.

Hakkari merkeze bağlı Kırıkdağ (Dêzê ) köyüne bağlı Kêrîser Mahallesinde yaşayan köylüler özellikle Nisan ve Mayıs aylarında Zagrosların eteklerinde bulunan dağ ve yaylalarda yetişen Siyabo, Alo, Kenger, Mendê, Lûş, Hegedan, Mantar (Kivarg), Karî ve Uşkun (Rêvas) benzeri, otları toplayarak ailelerinin geçimlerini sağlamaya çalışıyor.

‘DERME ÇATMA KÖPRÜLERDEN GEÇİYORLAR’

Sabahın erken saatlerinden Kêrîser mahallesinden yola çıkan yurttaşlar, Nisan yağmurları ile kabaran dere ve çay sularından gezmek zorunda kalıyor. Yasaklardan kaynaklı sadece bahar aylarında kullanılan patika yollar, çay ve dereler üzerlerindeki derme çatma köprü veya odun parçaları üzerinden geçiş sağlanıyor. Sağlıksız geçiş güzergahlarından kaynaklı zaman zaman dengesini kaybedip suya düşme vakaları yaşanıyor.

‘DAĞLARDA TOLADILARI İLE BESLENİYORLAR’

Parzunlar denilen el yapımı sırt çantaları ile ellerinde kazmayla sabahın erken yola çıkan yurttaşlar, yamaçlardaki kengerleri topluyor. Akşam saatlerine kadar otları ve mantarları toplayan yurttaşlar, dönüş öncesi bir araya gelerek topladıkları otları temizlemek ve işlerine yaramayan bölümleri ayıklıyor.

‘AİLELERİMİZİ GEÇİNDİRMEK İÇİN BUNU YAPMAK ZORUNDAYIZ’

Geçim sıkıntısından kaynaklı bunca zorluğu göğüslediklerini anlatan köylülerden Siti Akdoğan, “Ailelerimiz geçindirmek ve koyunlarımızdan elde ettiğimiz sütlerin peynir yapımında kullanmak için bu dağlardan pancar topluyoruz. Ancak her gelişimizde sürekli tepemizde bir heron ya da helikopter dolaşıyor. Bizi vurmalarından kokuyoruz. Yaşamımız bu köylerde bu mevsimde topladığımız otlar üzerinedir” dedi. Akdoğan, topladıkları otların bir kısmını kışlık ihtiyaçları için saklarken bir kısmını da kent merkezinde satarak aile bütçesine katkıda sağladıklarını söyledi.

‘TOPLADIKLARININ BİR KISIMINI SATIYORLAR’

Sabah saatlerinden itibaren bölgenin tamamında dolaşarak özellikle Kermex ve Heliz adı verilen otların yetiştiği bölgelerde bolca bulunan Mantarları (Kivark) topladıklarını ve akşam dönmeden öncede kaba bir temizliği yaptığını anlatan Kadri Gündüz de, “Sabah erkenden yola çıktık. Bölgede çok çeşit yenilebilen otlar var. Özellikle şehirde yaşayanların çok beğendiği ve kilosu 20 ile 25 liraya alıcısı olan kıvarkları topladık. Şimdi de köye dönmeden önce fazlalıklarından kurtarmak ve genel bir temizlik yapmak için hepimiz bir araya gelip çalışıyoruz. Bu arada da bazılarını yemek için burada pişiriyoruz. Burada aslında can güvenliğimiz yok. Bu dağların özgür olmasını ve yasakların kaldırılmasını istiyoruz. Bizim çocukluğumuz burada geçti. Bu yaylalar ve mezralarda bizim geçinmemiz için her ot fazlasıyla var. Ancak yasaklar yüzünden bu verimli ve güzel dağlarımızdan yeteri kadar faydalanamıyoruz. Buradakiler ölümü göze alıp ot topluyorlar” diye konuştu.

Kaynak: dihaber