MEH: “Yunanistan’ da meydana gelen yangının yarattığı tahribat, ölümler ve yok olan yaşam alanlarından dolayı derin üzüntü içerisindeyiz.”

Basına ve Kamuoyuna

Yunanistan’ da meydana gelen yangının yarattığı tahribat, ölümler ve yok olan yaşam alanlarından dolayı derin üzüntü içerisindeyiz.
Halklar arasındaki kardeşlik ve dayanışma boyle dönemlerde daha da yükselmelidir. Bir ağacın oksijeni nasıl ki sınır tanımıyorsa dayanışma ve ortaklaşma da sınır tanımamalıdır. Bu duygularla yunanistan halkıyla dayanısma duygularımızı paylaşmak istiyoruz.

Bu günlerde Coğrafyamız, Kürdistan dağlarında, vadilerinde her yıl düzenli olarak, güvenlik politikaları sebebiyle, askeri operasyonlar sonucu onlarca ormanlık alanda binlerce hektarlık alan yakılıp yok ediliyor. Şırnak’ta Cudi dağı ve Mardin’de Bagok dağında devam eden yangınlar bunun en somut örneğidir. Bu alanlar ile birlikte Lice kırsalında, olağan üstü bir habitata sahip olan Dersim Dağlarında, Bingöl’de, Muş’ta, Ağrı’da ve bir bütün bölgede orman yangınları çıkarılmakta ve yaşam alanları bu şekilde, askeri operasyonlar eliyle yok edilmektedir.
Yine aynı güvenlik konsepti sonucu vadi alanları ve dağ etekleri barajlar yoluyla sular altında bırakılırken dağların orta kuşaklarında kalan ormanlık alanlar da bu şekilde yok edilerek yaşam alanlarının bir bütünen imhası amaçlanmaktadır. Yaşam alanlarına yönelik bu imha politikalarına karşı gerek yerel-ulusal gerekse de uluslararası alandan etkili olabilecek ölçekte bir tepkinin geliştiğini söyleyemeyiz.
En güncel haliyle devam eden bu durum karşısında demokratik kamuoyunun duyarlılığı ve ilgisi büyük önem taşıyor.
Diğer taraftan, he ne kadar iyi niyetle bu olayı anlama ve bu temelde yaklaşım geliştirme girişimlerinde bulunulsa da birçok kişi ve kesim tüm iyi niyet çabalarına rağmen, sorunu, salt tekil olarak, insan etkinliklerine indirgeyen dar ve bağlamından kopartan bir yaklaşımla ele almaktan kurtulamamıştır. Bunu üzüntü ve öfke ile izlediğimiz Yunanistan yangınında da görüyoruz.
Peki 21. yy’ da “büyük Avrupa siyasi ve ileri ekonomik uygarlığının” ortasında, başkent Atina yakınlarında başlayan bir yangın, nasıl olur da durdurulamıyor ve nasıl olur da böylesine sonuçlara yol açabiliyor?
Sürecin hemen başından beri birçok uzman ve uluslararası gözlemci kurumun ilk ve net tespiti şu olmuştur: Yerleşim yerlerinin ormanlık alanların içerisinde yer alması, yer altı ve yer üstü su kaynaklarının dengesiz bir rejime uğramasından kaynaklı bitki örtüsünün tahribata uğraması ve bir bütün olarak, özellikle yağış rejiminin değişmesiyle, anormal seviyede yaşanan iklim değişikliği, bu yangının sonuçlarının ana nedenidir.

Açığa çıkan bu durumlarda gösteriyor ki; bu vahim tablonun sorumlusu tekil olarak insan etkinlikleri değil, neoliberal düzenin tekelci, rantçı imar politikalarıdır. Daha fazla kar hırsıyla ekolojik uyumu hedef alan, talancı bir anlayışla yıkıp- yok eden, bunun sonucunda devasa iklim değişikliklerini beraberinde getiren kapitalist piyasacı anlayıştır. Açık ve net olan bu durumu farklı bağlamlar üzerinde tartışmak sorunu özünden uzaklaştırır ve bunun hepimize mal olacak ağır sonuçları olur. Tıpkı bugün bu politikaların farklı bir versiyonu olarak, militarizmin Kürdistan da yarattığı tahribatlar gibi.
Demokratik kamuoyu, ekoloji ve çevre mücadelesi yürüten tüm güçlerin ve kişilerin bu duruma karşı tutum almaları gerekir. Türkiye hükümetine çağrımızdır askeri operasyonlar son bulmalıdır. Başta Mardin/ Bagok Dağı ve Şırnak/ Cudi Dağında ki yangınlar durdurulmalıdır.

Yunan hükümetine çağrımızdır; ekolojik uyumu yok eden neoliberal piyasacı politikalardan vazgeçilmelidir.
Yunan halkına çağrımızdır; dünya demokrasi tarihinin ilk ve önemli merkezlerinden olan Grek coğrafyasının tarihsel toplumsal değerleri korunmalıdır. Kapitalist tekelci anlayışa karşı direniş geliştirilmelidir.
Bu temelde, yaşanan bu vahim olayda hayatını kaybeden insanlar ve yok olan devasa canlı hayatından dolayı bir kez daha üzüntülerimizi bildiriyoruz. Bugün ve bundan sonra yunan halkının tarihsel-toplumsal değerlerini yaşatma mücadelesinde her zaman katkı sağlamaya hazır olduğumuzun bilinmesini isteriz.

Mezopotamya Ekoloji Hareketi